Samsun'dan Italya'ya: 10 günde 6440 km


SCC

Katılımcı Üye
 
Katılım
8 Kas 2018
Mesajlar
1,003
Tepkime puanı
3,688
Konum
Samsun
İsim
Serhat C
Hanım İtalya’ya gidip geçmişte gezdiği yerleri bana da göstermek istiyordu. Uçak biletleri ve kiralık araç maliyetini görünce “dur bir bakayım yol kaç kilometreymiş” diye düşündüm ve hem daha konforlu hem daha ekonomik hem de daha doyurucu bir şekilde arabayla gidip gelebileceğimize karar verdim. Mayıs sonundaki Kurban Bayramı tatiline 1 gün ekleyerek, 22 Mayıs – 1 Haziran arasında 10 günde 6440 kilometre yaparak aşağıdaki rotayı izledik.

Italy.png

Gidiş: Samsun > Bolu > Bulgaristan > Sırbistan > Hırvatistan > Slovenya > Italya
Dönüş: Italya > Slovenya > Hırvatistan > Karadağ > Kosova > K. Makedonya > Yunanistan > Samsun

Yollarla, kurallarla, sınır kapılarıyla, yakıtla, otoyol ücretleriyle, cezalarla, hazırlıklarla ilgili genel izlenimlerimi ve başımızdan geçen belli başlı anekdotları kısaca paylaşacağım bir gözlem yazısı olacak. Buna benzer bir rotaya çıkmayı düşünen arkadaşlara yol gösterici olmasını dilerim.

Yola çıkmadan önceki ön hazırlık:
  • Yeşil sigorta (2500 TL)
  • Bulgaristan ve Slovenya otoyolları için e-vignette gerekiyor. HGS gibi bir sistem düşünün ve plakaya online alınabiliyor. Bulgaristan tek günlük 4 Euro, Slovenya minimum 1 haftalık 16 Euro. Diğer otoyollar gişelerden geçtikçe ödeme
  • 5 gece airbnb İtalya’da konaklama (Sırbistan, Hırvatistan ve Yunanistan’da birer gece konaklamayı yol üzerinde ayarladık; 1 gece Karadağ’da kamp)
  • Yurt dışı çıkış harç pulları (1250 TL x 2)
  • Seyahat sağlık sigortası (zorunlu değil fakat elzem. 800 TL x 2)
  • E-Sim (Parça parça toplamda 25 GB işimizi gördü. 1400 TL)

1. gün: Samsun – Bolu (480 km)

Cuma sabah işe giderken arabanın gaz yememesi ve 100 km/h’yi geçmemesi tüm planları suya düşürecekti ki mesaiden sonra ustama uğrayıp 5 dakikada tespiti yapıp sorunu giderdik. Aşağıdaki “girdap çubuğu” gaz kelebeğini, gaz pedalına basınca açıp kapatıyor ve yerinden çıkmış (birkaç hafta önce kızdırma bujilerini değiştirirken sökmüştü). Yerine taktık ve yenisini sipariş ettik (320 TL). Mesai sonrası yola çıkarak Bolu’da eşimin ailesinde kaldık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.08.jpeg

2. gün: Bolu – Nis, Sırbistan (980 km)

Sabah saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu’nda büyük patlıyorduk ve şansımız yaver gitti. 4. şeritte 150 km/h ile giderken şeritin kapandığı uyarısını görünce 3. şerite geçtim. Aynı hızda devam ederken bir anda 3. şerit de kapandı ve sağımdaki iki şeritte de TIR olduğu için büyük otoyol konilerinden birine çarpmak zorunda kaldım. Havaya birkaç siyah plastik parçasının uçtuğunu görünce tampon gitti diye hızlıca kapalı tarafta durdum ve kontrol için aşağı indim. Koninin alt tarafı radyatörle karterin arasına girmişti; ve çıkartmak için bayağı kanırtmam gerekti. Neyse ki radyatörde de karterde de ciddi bir sorun çıkmadı ve sadece kırık plakalık ve çatlak panjur ve çerçevesiyle bir nazarlık olarak atlattık.

Kapıkule’de kalabalıktan ve Bulgar tarafının mesai değişim saatinden dolayı geçişimiz 3.5 saat sürdü.

Bulgaristan’daki ve Sırbistan’daki otoyolların sıkıcı olacağını beklerken gayet manzaralı, sakin ve beklediğimden çok daha iyi bir asfalt kalitesiyle karşılaştık.

Bulgaristan’daki tek acayiplik benzinliklerdeki tuvaletlerin girişlerinin paralı veya alışveriş fişindeki QR kodla tek seferlik açılmasıydı.

3. Gün: Nis – Verona, Italya (1170 km)

Sırbistan’dan Italya’ya kadar olan otoyollar da gayet konforlu, nizami ve manzaralıydı. Özellikle Slovenya’da asfalt kalitesi iyice artıp yolda seyreden araçların marka ve modelleri de üst segmente geçmeye başlıyor.

Trieste’den girdiğimiz Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün...

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.25.jpeg

İtalya içindeki geziyi kısa kesiyorum.

4. gün ve 5. gün arası Garda gölünün etrafını gezip geliş amaçlarımızdan biri olan İtalya Bisiklet Turu Giro d’Italia’nın 17. Etabında Türk köşemizi kurup yarışın gelmesini bekliyoruz :) Böyle bir büyük turu ilk kez izlediğimiz için heyecanlı mı heyecanlıydık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.22.jpeg

6. günde ise geliş amaçlarımızdan bir diğeri olan 2800 metredeki Stelvio Geçidi’ne bunca yolu arabanın içinde yatırarak getirdiğim bisikletle çıkıyorum. Bundan sonra rahat rahat dönüş yoluna geçiyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (2).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24.jpeg

Dönüşte aynı yollardan dönmemek adına ve Karadağ’da, bundan 10 yıl önce Samsun’dan mezun olan Kosovalı arkadaşımla kamp atabilmek için Adriyatik Denizi tarafından gidiyoruz.

7. gün: Bormio – Sukosan, Hırvatistan (700 km)

Sıkıcı Italya otoyolundan sonra kısa bir Slovenya geçişi ve Zadar üzerinden Sukosan’da bir gecelik konaklama. Hazır bugüne dair çok detay yokken Italya çıkışındaki tedirginliğimizi paylaşayım: Italya’daki şehir içi elektronik hız sınırı tabelalarında 50-60 km/h hızlarda olmamıza rağmen “-3 punti” uyarılarıyla karşılaştık. Bunu 3 kez yaşayınca “neymiş bu -3 punti” diye baktığımızda Italyan’ların -12 puanda ehliyetini kaybettiğini öğrendik. Ülkeden çıkışta ceza ödemeyi göze almışken Slovenya’ya geçerken herhangi bir kontrol görevlisi olmadığı için (AB ülkesinden AB ülkesine geçiş kolaylığı) cezayla ilgili bir bilgiye ulaşamadık fakat büyük ihtimalle bir yaptırım olmayacaktı (ve bu hakkımızı Kosova’ya sakladığımızı henüz bilmiyorduk).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (2).jpeg

8. gün: Sukosan – Petrovac, Karadağ (450 km fakat 9 saat)

Adriyatik Denizi’nin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk. Ve bilmediğimiz bir şey daha vardı: Karadağ’daki deniz kıyısı yolların manzarası, darlığı, virajları, sollamaya izin vermemesi ve yavaşın da yavaşı şoförleri. Neyse ki gün sonunda dostlarla buluşup kamp atıyoruz ve Şampiyonlar Ligi finalini izliyoruz. Finali izlerken Kosovalı arkadaşlar, Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a devam etme fikrimize Arnavutluk’un yollarından ve sınır kapısındaki sorunlarından dolayı hiç sıcak bakmıyor ve bizi Kosova üzerinden Kuzey Makedonya’dan geçerek Yunanistan’a girmemiz gerektiği konusunda ikna ediyorlar.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (3).jpeg

9. gün: Petrovac – Kavala, Yunanistan (750 km)

Kosova’da yeşil sigortamızın geçerliliği olmadığını biliyordum fakat son akşamda bir anda ikna edilerek plan değiştirince hatırlayamadım ve sınır kapısı girişinde minimum 15 günlük 15 Euro’ya Kosova için sigorta yaptırıyoruz. Geçtiğimiz tüm ülkelerin hiçbirinde yokken ilk kez burada memleketimizden çok alışkın olduğumuz bir manzarayla karşılaşıyoruz: Radar aracı. İlkinden sorunsuz geçiyoruz fakat ikinci karşılaştığımız tam anlamıyla evlere şenlik cinsten.

Hız sınırı 110 olan ve E5’e benzeyen çift şeritli bir yolda 110 ile giderken az ileride yolda yan duracak şekilde park etmiş bir polis aracının arkasından elinde küçük bir uyarı levhasıyla beraber can havliyle bir polis yola atlıyor ve bizi durdurmaya çalışıyor. Zor durup geri gelerek camı açıyorum. Poliste İngilizce yok; avcunu açarak el işaretiyle avcunun içine 80 yazıyor. Ehliyet ruhsat gibi yazı işaretleri yapıp beni polis aracının oraya davet ediyor. Tam “aha dolandırılık” diyordum ki elindeki dürbünvari cihazın ekranında bizim XC70’in vesikalığını gösteriyor :) Aracın bagaj kısmındaki diğer polis ceza bilgilerimi girerken bu polis elindeki cihazla, yolla arasındaki aracı kendine siper edip tavan kısmına doğru eğilerek ölçüm yapmaya devam etti ve birkaç yüz metre ileride ölçtüğü başka hızlı birini durdurabilmek için yola atladı. Güler misin ağlar mısın? Diğer polis de ceza tutanağına 40 Euro yazıp yanına 15 yazıp onun yanına da %50 yazınca, 15 günde ödersek 20 Euro ödememiz gerektiğini anlıyorum fakat nerede ödemem gerektiğini bir türlü anlaşarak çözemiyoruz (Kosova’da internetimiz de yoktu). Öğle sıcağında, gözlükler ve tipler Matrix’teki ajanlar gibi... Keşke fotoğrafını çekseydim. Alttaki alıntı fotoğraf elindeki şeyin birebir aynısı:

1781009491908.png

Neyse, ülkeden çıkışta bunu bizden alırlar derken, 2 Avrupa birliği üyesi olmayan Kosova ve Makedonya arasındaki sınırdaki kapıda Pazar gününe de denk gelmesiyle hiçbir çalışan bulamıyoruz. Fakat Kosova’ya girişte öğrendiğim sigorta kesme konteynerinden gözüme kestiriyorum ve oradaki çalışana cezayı gösteriyorum ve gülümsüyor. En yakın şehre dönüp Western Union veya postanede ödeyebileceğimi fakat yakın zamanda ülkeye dönmeyeceksem ödemesem de sorun olmayacağını, sistemden düşeceğini söylüyor :) 1-2 yıl içinde dönersem ne olur diye sorunca da “40 Euro olarak ödersin, sorun olmaz” diyince canımıza minnet diyip Makedonya üzerinden Yunanistan’a devam ediyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (1).jpeg

10. gün: Kavala – Samsun (1200 km)

Yunanistan’daki otoyolda her 20-30 kilometrede bir bariyerli gişe acayipliğini saymazsak Pazartesi gününe denk geldiği için İpsala sınır kapımızda hiç sorun yaşamıyoruz. Türkiye’ye girer girmez yakıt alınca yakıt takip kilometremi sıfırlıyorum ve 90. kilometreye geldiğimizde 3. radarımızı geçmiş oluyoruz. Hem bu durum hem de “şoförlerimizin” birçoğunun trafik kurallarını bilmemezliği, taşıt kullanma adabını bilmemesi önümüzdeki uzun mesafe boyunca sabırlılık seviyemi en yükseğe çıkarmam gerektiğini hatırlatıyor.

Özellikle Bolu’da otoyoldan sonra iyice otomatik pilotta gibi, hiç yorgunluk hissetmeden, sakin bir şekilde farklı bir bakış açısıyla yolculuğu kazasız belasız tamamlıyorum (yorgunluğu ertesi sabah işe gitmeden önce fark ediyorum).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (4).jpeg

Ne yaktık? Yakıta kadar harcadık?

Yakıt: 7.9 litre/100 km ortalama ile toplam 508 litre yakıt ve litre ortalama maliyeti 88 TL çünkü yakıt aldığım ülkelerdeki litre fiyatları o günün güncel kurlarıyla aşağıdaki şekilde:

Türkiye: 68 TL
Sırbistan: 120 TL (Shell. V Power farkı litrede 20-25 TL kadar; koyduktan sonra öğrenmiş olduk. Bizdekinin aksine, diğer ülkelerde de katkılı yakıt fiyat farkı benzer şekilde afaki)
Slovenya: 93 TL
Italya: 111 TL
Hırvatistan: 115 TL (Tabelada normal yakıt diye girdik pompada sadece katkılı seçenek çıktı)
Karadağ: 90 TL
Makedonya: 80 TL

Bu arada, aynı sürüş şekliyle Türkiye’de 800 kilometre civarında olan menzilim yukarıdaki ülkelerde 950-1000 kilometre civarlarındaydı, düşündürücü...

Hız

Otoyollarda sınır neyse o -ki genelde 130 km/h idi. Kuzey Marmara 150. Şehir içi, dağ yolları ve sınır kapılarındaki dur kalkla beraber ortalama 81 km/h.

Otoyol, köprü, tünel ücretleri

Türkiye: 2290 TL (Vakitsizlikten dolayı Kuzey Marmara etkisi)
Avrupa toplam: 9217 TL (Yine vakitsizlikten dolayı otoyol opsiyonu olan yerlerde %90 girdik. Tek seferde en fazla ödeme Italya’da 20 Euro. Yunanistan ve Makedonya 1-2 Euro civarında onlarca kez)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (2).jpeg

Park

Heryerde park derdi vardı fakat kaldığımız yerlerin parkı mevcuttu. Sadece 4 kez park ücreti ödemek zorunda kaldık. 1-2 saat için Italya’da 1 Euro, Hırvatistan’da 0.5 Euro ve 1.5 Euro, Yunanistan’da 6 saat için 3 Euro.

Aksilikler
  • İlk günkü girdap çubuğu çıkması (çözüldü)
  • Sol kısa far gitti (büyük ihtimalle beynin ömrü bitti; sağ tarafı Ocak’ta değiştirmiştim)
  • Kuzey Marmara’daki şerit kapanmasından dolayı panjur çatlağı (aksilikten çok şans gibi ve yapıştırarak geçecek sanırım)
  • Yola çıkmadan birkaç hafta önce başlayan, alt takımdan gelen sesin artması (rot kolu veya rot başı sanırım, umarım)
  • Kosova’daki ceza (ödetmediler:)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.12.jpeg

Genel gözlemler

Avrupa’da otoyolda araç sürmek çok kolay. Herkes kurallara uyuyor ve tehlikeli hareket eden neredeyse hiç yok. Genelde 3 şeritli değil 2 şeritli yollar fakat trafik şişmiyor (hem kurallara uyum hem de bizim kadar kalabalık olmamalarından dolayı).

Sakin sürüyorlar. Bizim gibi kalabalık değiller ve aceleleri yok. Rahatlar. Selektör yok. Korna yok. Tampon yok. Gerek de yok.

Bu otoyollarda sollama yapar yapmaz herkes sağ şeride geçiveriyor. Kimse sol şeridi babasının malıymış gibi keyfi işgal etmiyor. Ağır taşıtlar sol şeride kesinlikle geçmiyor ve (Kosova hariç) radara denk gelmedim.

Hırvatistan en hızlı otoyoldu. Sınır olan 130 ile giderken genelde en yavaş araç biz kaldık. Hırvat plakalı araçlar acayip seri.

AB’ye girdikten sonra otoyolların sol şeritlerini genelde Almanya ve Avusturya plakalı Mercedes, BMW, Audi’lerin yüksek modellileri kapatıyor.

Sırbistan, Bulgaristan trafiğindeki araçlar Türkiye ayarında. Slovenya, Italya ve Hırvatistan’daki araçlar daha lüks. Kosova, Karadağ ve Makedonya’daki araçlar Türkiye’nin 10-20 yıl önceki hâli gibi.

Elektrikli araç geçtiğimiz ülkelerin tamamında yok denecek kadar az gördüm.

Passat ve Octavia station wagonlar... yağmur olup yağdınız mı? Bedava mı dağıtıldınız? İnanılmaz yaygındı. Mercedes, Audi ve BMWlerin de SW’leri sedanlarından yaygın, SUV ile kafa kafayaydı diyebilirim.

4 adet XC70 gördüm :)

Otoyol kaliteleri bizim devlet otoyollarıyla hemen hemen aynı. Ödeme, gişelerde kredi kartıyla çok basit (Bulgaristan ve Slovenya yukarıda bahsettiğim gibi e-vignette).

Özellikle Makedonya ve Yunanistan’daki gişelerin sıklığı (20-30 kilometrede bir) çok ilkel ve sıkıcı. Görevlileri ülkemize davet ediyorum :) Gelip görsünler, incelesinler ve ülkelerinde kullansınlar. Bu konuda iyiyiz.

Sınır kapılarını karşılaştırınca kapasite, modernlik ve genişlik olarak diğerlerinden gözle görülür biçimde iyi durumdayız.

AB ülkeleri arası geçişler pürüzsüz. Diğerlerinde yoğunluğa göre beklemeler oluyor. Tek sıkıcı taraf bu; gurbetçilerimizi artık çok iyi anlıyorum.

Yakıt alırken pompacı genelde yok. Katkılı yakıtla normal yakıt arasında uçurum var. Ödemeler genelde yakıtı koyduktan sonra istasyonun içinde.

Sonuç:

Yine yapar mıyım? Kesinlikle yaparım. Değer mi? Değer. Tadını alan bırakamaz diye düşünüyorum.

Uçakla gidip araç kiralamaktan 30000 TL kadar daha uyguna geldi ve dilediğimiz gibi gezdik.

Araç 10 günde 6440 kilometre yaparak rüştünü ispatladı. 35 derece sıcakta, 3000 metrede, yüklüyken, 200 km/h yaparken, bozuk yoldayken, 150 km/h ile altına koni alırken bana mısın demedi, sorun çıkarmadı ve yormadı; elim ayağım oldu 🧿

Aklından böyle bir rota geçen ve sorusu olan varsa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
 
Son düzenleme:

Hanım İtalya’ya gidip geçmişte gezdiği yerleri bana da göstermek istiyordu. Uçak biletleri ve kiralık araç maliyetini görünce “dur bir bakayım yol kaç kilometreymiş” diye düşündüm ve hem daha konforlu hem daha ekonomik hem de daha doyurucu bir şekilde arabayla gidip gelebileceğimize karar verdim. Mayıs sonundaki Kurban Bayramı tatiline 1 gün ekleyerek, 22 Mayıs – 1 Haziran arasında 10 günde 6440 kilometre yaparak aşağıdaki rotayı izledik.

Italy.png

Gidiş: Samsun > Bolu > Bulgaristan > Sırbistan > Hırvatistan > Slovenya > Italya
Dönüş: Italya > Slovenya > Hırvatistan > Karadağ > Kosova > K. Makedonya > Yunanistan > Samsun

Yollarla, kurallarla, sınır kapılarıyla, yakıtla, otoyol ücretleriyle, cezalarla, hazırlıklarla ilgili genel izlenimlerimi ve başımızdan geçen belli başlı anekdotları kısaca paylaşacağım bir gözlem yazısı olacak. Buna benzer bir rotaya çıkmayı düşünen arkadaşlara yol gösterici olmasını dilerim.

Yola çıkmadan önceki ön hazırlık:
  • Yeşil sigorta (2500 TL)
  • Bulgaristan ve Slovenya otoyolları için e-vignette gerekiyor. HGS gibi bir sistem düşünün ve plakaya online alınabiliyor. Bulgaristan tek günlük 4 Euro, Slovenya minimum 1 haftalık 16 Euro. Diğer otoyollar gişelerden geçtikçe ödeme
  • 5 gece airbnb İtalya’da konaklama (Sırbistan, Hırvatistan ve Yunanistan’da birer gece konaklamayı yol üzerinde ayarladık; 1 gece Karadağ’da kamp)
  • Yurt dışı çıkış harç pulları (1250 TL x 2)
  • Seyahat sağlık sigortası (zorunlu değil fakat elzem. 800 TL x 2)
  • E-Sim (Parça parça toplamda 25 GB işimizi gördü. 1400 TL)

1. gün: Samsun – Bolu (480 km)

Cuma sabah işe giderken arabanın gaz yememesi ve 100 km/h’yi geçmemesi tüm planları suya düşürecekti ki mesaiden sonra ustama uğrayıp 5 dakikada tespiti yapıp sorunu giderdik. Aşağıdaki “girdap çubuğu” gaz kelebeğini, gaz pedalına basınca açıp kapatıyor ve yerinden çıkmış. Yerine taktık ve yenisini sipariş ettik (320 TL). Mesai sonrası yola çıkarak Bolu’da eşimin ailesinde kaldık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.08.jpeg

2. gün: Bolu – Nis, Sırbistan (980 km)

Sabah saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu’nda büyük patlıyorduk ve şansımız yaver gitti. 4. şeritte 150 km/h ile giderken şeritin kapandığı uyarısını görünce 3. şerite geçtim. Aynı hızda devam ederken bir anda 3. şerit de kapandı ve solumdaki iki şeritte de TIR olduğu için büyük otoyol konilerinden birine çarpmak zorunda kaldım. Havaya birkaç siyah plastik parçasının uçtuğunu görünce tampon gitti diye hızlıca kapalı tarafta durdum ve kontrol için aşağı indim. Koninin alt tarafı radyatörle karterin arasına girmişti; ve çıkartmak için bayağı kanırtmam gerekti. Neyse ki radyatörde de karterde de ciddi bir sorun çıkmadı ve sadece kırık plakalık ve çatlak panjur ve çerçevesiyle bir nazarlık olarak atlattık.

Kapıkule’de kalabalıktan ve Bulgar tarafının mesai değişim saatinden dolayı geçişimiz 3.5 saat sürdü.

Bulgaristan’daki ve Sırbistan’daki otoyolların sıkıcı olacağını beklerken gayet manzaralı, sakin ve beklediğimden çok daha iyi bir asfalt kalitesiyle karşılaştık.

Bulgaristan’daki tek acayiplik benzinliklerdeki tuvaletlerin girişlerinin paralı veya alışveriş fişindeki QR kodla tek seferlik açılmasıydı.

3. Gün: Nis – Verona, Italya (1170 km)

Sırbistan’dan Italya’ya kadar olan otoyollar da gayet konforlu, nizami ve manzaralıydı. Özellikle Slovenya’da asfalt kalitesi iyice artıp yolda seyreden araçların marka ve modelleri de üst segmente geçmeye başlıyor.

Trieste’den girdiğimiz Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün...

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.25.jpeg

İtalya içindeki geziyi kısa kesiyorum.

4. gün ve 5. gün arası Garda gölünün etrafını gezip geliş amaçlarımızdan biri olan İtalya Bisiklet Turu Giro d’Italia’nın 17. Etabında Türk köşemizi kurup yarışın gelmesini bekliyoruz :) Böyle bir büyük turu ilk kez izlediğimiz için heyecanlı mı heyecanlıydık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.22.jpeg

6. günde ise geliş amaçlarımızdan bir diğeri olan 2800 metredeki Stelvio Geçidi’ne bunca yolu arabanın içinde yatırarak getirdiğim bisikletle çıkıyorum. Bundan sonra rahat rahat dönüş yoluna geçiyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (2).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24.jpeg

Dönüşte aynı yollardan dönmemek adına ve Karadağ’da, bundan 10 yıl önce Samsun’dan mezun olan Kosovalı arkadaşımla kamp atabilmek için Adriyatik Denizi tarafından gidiyoruz.

7. gün: Bormio – Sukosan, Hırvatistan (700 km)

Sıkıcı Italya otoyolundan sonra kısa bir Slovenya geçişi ve Zadar üzerinden Sukosan’da bir gecelik konaklama. Hazır bugüne dair çok detay yokken Italya çıkışındaki tedirginliğimizi paylaşayım: Italya’daki şehir içi elektronik hız sınırı tabelalarında 50-60 km/h hızlarda olmamıza rağmen “-3 punti” uyarılarıyla karşılaştık. Bunu 3 kez yaşayınca “neymiş bu -3 punti” diye baktığımızda Italyan’ların -12 puanda ehliyetini kaybettiğini öğrendik. Ülkeden çıkışta ceza ödemeyi göze almışken Slovenya’ya geçerken herhangi bir kontrol görevlisi olmadığı için (AB ülkesinden AB ülkesine geçiş kolaylığı) cezayla ilgili bir bilgiye ulaşamadık fakat büyük ihtimalle bir yaptırım olmayacaktı (ve bu hakkımızı Kosova’ya sakladığımızı henüz bilmiyorduk).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (2).jpeg

8. gün: Sukosan – Petrovac, Karadağ (450 km fakat 9 saat)

Adriyatik Denizi’nin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk. Ve bilmediğimiz bir şey daha vardı: Karadağ’daki deniz kıyısı yolların manzarası, darlığı, virajları, sollamaya izin vermemesi ve yavaşın da yavaşı şoförleri. Neyse ki gün sonunda dostlarla buluşup kamp atıyoruz ve Şampiyonlar Ligi finalini izliyoruz. Finali izlerken Kosovalı arkadaşlar, Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a devam etme fikrimize Arnavutluk’un yollarından ve sınır kapısındaki sorunlarından dolayı hiç sıcak bakmıyor ve bizi Kosova üzerinden Kuzey Makedonya’dan geçerek Yunanistan’a girmemiz gerektiği konusunda ikna ediyorlar.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (3).jpeg

9. gün: Petrovac – Kavala, Yunanistan (750 km)

Kosova’da yeşil sigortamızın geçerliliği olmadığını biliyordum fakat son akşamda bir anda ikna edilerek plan değiştirince hatırlayamadım ve sınır kapısı girişinde minimum 15 günlük 15 Euro’ya Kosova için sigorta yaptırıyoruz. Geçtiğimiz tüm ülkelerin hiçbirinde yokken ilk kez burada memleketimizden çok alışkın olduğumuz bir manzarayla karşılaşıyoruz: Radar aracı. İlkinden sorunsuz geçiyoruz fakat ikinci karşılaştığımız tam anlamıyla evlere şenlik cinsten.

Hız sınırı 110 olan ve E5’e benzeyen çift şeritli bir yolda 110 ile giderken az ileride yolda yan duracak şekilde park etmiş bir polis aracının arkasından elinde küçük bir uyarı levhasıyla beraber can havliyle bir polis yola atlıyor ve bizi durdurmaya çalışıyor. Zor durup geri gelerek camı açıyorum. Poliste İngilizce yok; avcunu açarak el işaretiyle avcunun içine 80 yazıyor. Ehliyet ruhsat gibi yazı işaretleri yapıp beni polis aracının oraya davet ediyor. Tam “aha dolandırılık” diyordum ki elindeki dürbünvari cihazın ekranında bizim XC70’in vesikalığını gösteriyor :) Aracın bagaj kısmındaki diğer polis ceza bilgilerimi girerken bu polis elindeki cihazla, yolla arasındaki aracı kendine siper edip tavan kısmına doğru eğilerek ölçüm yapmaya devam etti ve birkaç yüz metre ileride ölçtüğü başka hızlı birini durdurabilmek için yola atladı. Güler misin ağlar mısın? Diğer polis de ceza tutanağına 40 Euro yazıp yanına 15 yazıp onun yanına da %50 yazınca, 15 günde ödersek 20 Euro ödememiz gerektiğini anlıyorum fakat nerede ödemem gerektiğini bir türlü anlaşarak çözemiyoruz (Kosova’da internetimiz de yoktu). Öğle sıcağında, gözlükler ve tipler Matrix’teki ajanlar gibi... Keşke fotoğrafını çekseydim. Alttaki alıntı fotoğraf elindeki şeyin birebir aynısı:

1781009491908.png

Neyse, ülkeden çıkışta bunu bizden alırlar derken, 2 Avrupa birliği üyesi olmayan Kosova ve Makedonya arasındaki sınırdaki kapıda Pazar gününe de denk gelmesiyle hiçbir çalışan bulamıyoruz. Fakat Kosova’ya girişte öğrendiğim sigorta kesme konteynerinden gözüme kestiriyorum ve oradaki çalışana cezayı gösteriyorum ve gülümsüyor. En yakın şehre dönüp Western Union veya postanede ödeyebileceğimi fakat yakın zamanda ülkeye dönmeyeceksem ödemesem de sorun olmayacağını, sistemden düşeceğini söylüyor :) 1-2 yıl içinde dönersem ne olur diye sorunca da “40 Euro olarak ödersin, sorun olmaz” diyince canımıza minnet diyip Makedonya üzerinden Yunanistan’a devam ediyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (1).jpeg

10. gün: Kavala – Samsun (1200 km)

Yunanistan’daki otoyolda her 20-30 kilometrede bir bariyerli gişe acayipliğini saymazsak Pazartesi gününe denk geldiği için İpsala sınır kapımızda hiç sorun yaşamıyoruz. Türkiye’ye girer girmez yakıt alınca yakıt takip kilometremi sıfırlıyorum ve 90. kilometreye geldiğimizde 3. radarımızı geçmiş oluyoruz. Hem bu durum hem de “şoförlerimizin” birçoğunun trafik kurallarını bilmemezliği, taşıt kullanma adabını bilmemesi önümüzdeki uzun mesafe boyunca sabırlılık seviyemi en yükseğe çıkarmam gerektiğini hatırlatıyor.

Özellikle Bolu’da otoyoldan sonra iyice otomatik pilotta gibi, hiç yorgunluk hissetmeden, sakin bir şekilde farklı bir bakış açısıyla yolculuğu kazasız belasız tamamlıyorum (yorgunluğu ertesi sabah işe gitmeden önce fark ediyorum).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (4).jpeg

Ne yaktık? Yakıta kadar harcadık?

Yakıt: 7.9 litre/100 km ortalama ile toplam 508 litre yakıt ve litre ortalama maliyeti 88 TL çünkü yakıt aldığım ülkelerdeki litre fiyatları o günün güncel kurlarıyla aşağıdaki şekilde:

Türkiye: 68 TL
Sırbistan: 120 TL (Shell. V Power farkı litrede 20-25 TL kadar; koyduktan sonra öğrenmiş olduk. Bizdekinin aksine, diğer ülkelerde de katkılı yakıt fiyat farkı benzer şekilde afaki)
Slovenya: 93 TL
Italya: 111 TL
Hırvatistan: 115 TL (Tabelada normal yakıt diye girdik pompada sadece katkılı seçenek çıktı)
Karadağ: 90 TL
Makedonya: 80 TL

Bu arada, aynı sürüş şekliyle Türkiye’de 800 kilometre civarında olan menzilim yukarıdaki ülkelerde 950-1000 kilometre civarlarındaydı, düşündürücü...

Hız

Otoyollarda sınır neyse o -ki genelde 130 km/h idi. Kuzey Marmara 150. Şehir içi, dağ yolları ve sınır kapılarındaki dur kalkla beraber ortalama 81 km/h.

Otoyol, köprü, tünel ücretleri

Türkiye: 2290 TL (Vakitsizlikten dolayı Kuzey Marmara etkisi)
Avrupa toplam: 9217 TL (Yine vakitsizlikten dolayı otoyol opsiyonu olan yerlerde %90 girdik. Tek seferde en fazla ödeme Italya’da 20 Euro. Yunanistan ve Makedonya 1-2 Euro civarında onlarca kez)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (2).jpeg

Park

Heryerde park derdi vardı fakat kaldığımız yerlerin parkı mevcuttu. Sadece 4 kez park ücreti ödemek zorunda kaldık. 1-2 saat için Italya’da 1 Euro, Hırvatistan’da 0.5 Euro ve 1.5 Euro, Yunanistan’da 6 saat için 3 Euro.

Aksilikler
  • İlk günkü girdap çubuğu çıkması (çözüldü)
  • Sol kısa far gitti (büyük ihtimalle beynin ömrü bitti; sağ tarafı Ocak’ta değiştirmiştim)
  • Kuzey Marmara’daki şerit kapanmasından dolayı panjur çatlağı (aksilikten çok şans gibi ve yapıştırarak geçecek sanırım)
  • Yola çıkmadan birkaç hafta önce başlayan, alt takımdan gelen sesin artması (rot kolu veya rot başı sanırım, umarım)
  • Kosova’daki ceza (ödetmediler:)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.12.jpeg

Genel gözlemler

Avrupa’da otoyolda araç sürmek çok kolay. Herkes kurallara uyuyor ve tehlikeli hareket eden neredeyse hiç yok. Genelde 3 şeritli değil 2 şeritli yollar fakat trafik şişmiyor (hem kurallara uyum hem de bizim kadar kalabalık olmamalarından dolayı).

Sakin sürüyorlar. Bizim gibi kalabalık değiller ve aceleleri yok. Rahatlar. Selektör yok. Korna yok. Tampon yok. Gerek de yok.

Bu otoyollarda sollama yapar yapmaz herkes sağ şeride geçiveriyor. Kimse sol şeridi babasının malıymış gibi keyfi işgal etmiyor. Ağır taşıtlar sol şeride kesinlikle geçmiyor ve (Kosova hariç) radara denk gelmedim.

Hırvatistan en hızlı otoyoldu. Sınır olan 130 ile giderken genelde en yavaş araç biz kaldık. Hırvat plakalı araçlar acayip seri.

AB’ye girdikten sonra otoyolların sol şeritlerini genelde Almanya ve Avusturya plakalı Mercedes, BMW, Audi’lerin yüksek modellileri kapatıyor.

Sırbistan, Bulgaristan trafiğindeki araçlar Türkiye ayarında. Slovenya, Italya ve Hırvatistan’daki araçlar daha lüks. Kosova, Karadağ ve Makedonya’daki araçlar Türkiye’nin 10-20 yıl önceki hâli gibi.

Elektrikli araç geçtiğimiz ülkelerin tamamında yok denecek kadar az gördüm.

Passat ve Octavia station wagonlar... yağmur olup yağdınız mı? Bedava mı dağıtıldınız? İnanılmaz yaygındı. Mercedes, Audi ve BMWlerin de SW’leri sedanlarından yaygın, SUV ile kafa kafayaydı diyebilirim.

4 adet XC70 gördüm :)

Otoyol kaliteleri bizim devlet otoyollarıyla hemen hemen aynı. Ödeme, gişelerde kredi kartıyla çok basit (Bulgaristan ve Slovenya yukarıda bahsettiğim gibi e-vignette).

Özellikle Makedonya ve Yunanistan’daki gişelerin sıklığı (20-30 kilometrede bir) çok ilkel ve sıkıcı. Görevlileri ülkemize davet ediyorum :) Gelip görsünler, incelesinler ve ülkelerinde kullansınlar. Bu konuda iyiyiz.

Sınır kapılarını karşılaştırınca kapasite, modernlik ve genişlik olarak diğerlerinden gözle görülür biçimde iyi durumdayız.

AB ülkeleri arası geçişler pürüzsüz. Diğerlerinde yoğunluğa göre beklemeler oluyor. Tek sıkıcı taraf bu; gurbetçilerimizi artık çok iyi anlıyorum.

Yakıt alırken pompacı genelde yok. Katkılı yakıtla normal yakıt arasında uçurum var. Ödemeler genelde yakıtı koyduktan sonra istasyonun içinde.

Sonuç:

Yine yapar mıyım? Kesinlikle yaparım. Değer mi? Değer. Tadını alan bırakamaz diye düşünüyorum.

Uçakla gidip araç kiralamaktan 30000 TL kadar daha uyguna geldi ve dilediğimiz gibi gezdik.

Araç 10 günde 6440 kilometre yaparak rüştünü ispatladı. 35 derece sıcakta, 3000 metrede, yüklüyken, 200 km/h yaparken, bozuk yoldayken, 150 km/h ile altına koni alırken bana mısın demedi, sorun çıkarmadı ve yormadı; elim ayağım oldu 🧿

Aklından böyle bir rota geçen ve sorusu olan varsa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Soluksuz okuyayım derken boğuluyordum :)

Yine çok güzel bi vlog tarzında yazı olmuş klavyene sağlık hocam

Stelvio geçidini gördükten sonra yarın Sabuncubelini nasıl çıkacam ben şimdi:D Keyif vermez bana artık muazzam ya.

Duba işi de muhtemelen dubalar düzgün yerleşmemiştir ama biraz da hızdan dolayı olmuş bence. Bir şey olmamış çok şükür ama aslında böyle şeylere hep hazırlıklı olmak gerek. Geçmiş olsun
 
Hanım İtalya’ya gidip geçmişte gezdiği yerleri bana da göstermek istiyordu. Uçak biletleri ve kiralık araç maliyetini görünce “dur bir bakayım yol kaç kilometreymiş” diye düşündüm ve hem daha konforlu hem daha ekonomik hem de daha doyurucu bir şekilde arabayla gidip gelebileceğimize karar verdim. Mayıs sonundaki Kurban Bayramı tatiline 1 gün ekleyerek, 22 Mayıs – 1 Haziran arasında 10 günde 6440 kilometre yaparak aşağıdaki rotayı izledik.

Italy.png

Gidiş: Samsun > Bolu > Bulgaristan > Sırbistan > Hırvatistan > Slovenya > Italya
Dönüş: Italya > Slovenya > Hırvatistan > Karadağ > Kosova > K. Makedonya > Yunanistan > Samsun

Yollarla, kurallarla, sınır kapılarıyla, yakıtla, otoyol ücretleriyle, cezalarla, hazırlıklarla ilgili genel izlenimlerimi ve başımızdan geçen belli başlı anekdotları kısaca paylaşacağım bir gözlem yazısı olacak. Buna benzer bir rotaya çıkmayı düşünen arkadaşlara yol gösterici olmasını dilerim.

Yola çıkmadan önceki ön hazırlık:
  • Yeşil sigorta (2500 TL)
  • Bulgaristan ve Slovenya otoyolları için e-vignette gerekiyor. HGS gibi bir sistem düşünün ve plakaya online alınabiliyor. Bulgaristan tek günlük 4 Euro, Slovenya minimum 1 haftalık 16 Euro. Diğer otoyollar gişelerden geçtikçe ödeme
  • 5 gece airbnb İtalya’da konaklama (Sırbistan, Hırvatistan ve Yunanistan’da birer gece konaklamayı yol üzerinde ayarladık; 1 gece Karadağ’da kamp)
  • Yurt dışı çıkış harç pulları (1250 TL x 2)
  • Seyahat sağlık sigortası (zorunlu değil fakat elzem. 800 TL x 2)
  • E-Sim (Parça parça toplamda 25 GB işimizi gördü. 1400 TL)

1. gün: Samsun – Bolu (480 km)

Cuma sabah işe giderken arabanın gaz yememesi ve 100 km/h’yi geçmemesi tüm planları suya düşürecekti ki mesaiden sonra ustama uğrayıp 5 dakikada tespiti yapıp sorunu giderdik. Aşağıdaki “girdap çubuğu” gaz kelebeğini, gaz pedalına basınca açıp kapatıyor ve yerinden çıkmış (birkaç hafta önce kızdırma bujilerini değiştirirken sökmüştü). Yerine taktık ve yenisini sipariş ettik (320 TL). Mesai sonrası yola çıkarak Bolu’da eşimin ailesinde kaldık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.08.jpeg

2. gün: Bolu – Nis, Sırbistan (980 km)

Sabah saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu’nda büyük patlıyorduk ve şansımız yaver gitti. 4. şeritte 150 km/h ile giderken şeritin kapandığı uyarısını görünce 3. şerite geçtim. Aynı hızda devam ederken bir anda 3. şerit de kapandı ve sağımdaki iki şeritte de TIR olduğu için büyük otoyol konilerinden birine çarpmak zorunda kaldım. Havaya birkaç siyah plastik parçasının uçtuğunu görünce tampon gitti diye hızlıca kapalı tarafta durdum ve kontrol için aşağı indim. Koninin alt tarafı radyatörle karterin arasına girmişti; ve çıkartmak için bayağı kanırtmam gerekti. Neyse ki radyatörde de karterde de ciddi bir sorun çıkmadı ve sadece kırık plakalık ve çatlak panjur ve çerçevesiyle bir nazarlık olarak atlattık.

Kapıkule’de kalabalıktan ve Bulgar tarafının mesai değişim saatinden dolayı geçişimiz 3.5 saat sürdü.

Bulgaristan’daki ve Sırbistan’daki otoyolların sıkıcı olacağını beklerken gayet manzaralı, sakin ve beklediğimden çok daha iyi bir asfalt kalitesiyle karşılaştık.

Bulgaristan’daki tek acayiplik benzinliklerdeki tuvaletlerin girişlerinin paralı veya alışveriş fişindeki QR kodla tek seferlik açılmasıydı.

3. Gün: Nis – Verona, Italya (1170 km)

Sırbistan’dan Italya’ya kadar olan otoyollar da gayet konforlu, nizami ve manzaralıydı. Özellikle Slovenya’da asfalt kalitesi iyice artıp yolda seyreden araçların marka ve modelleri de üst segmente geçmeye başlıyor.

Trieste’den girdiğimiz Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün...

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.25.jpeg

İtalya içindeki geziyi kısa kesiyorum.

4. gün ve 5. gün arası Garda gölünün etrafını gezip geliş amaçlarımızdan biri olan İtalya Bisiklet Turu Giro d’Italia’nın 17. Etabında Türk köşemizi kurup yarışın gelmesini bekliyoruz :) Böyle bir büyük turu ilk kez izlediğimiz için heyecanlı mı heyecanlıydık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.22.jpeg

6. günde ise geliş amaçlarımızdan bir diğeri olan 2800 metredeki Stelvio Geçidi’ne bunca yolu arabanın içinde yatırarak getirdiğim bisikletle çıkıyorum. Bundan sonra rahat rahat dönüş yoluna geçiyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (2).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24.jpeg

Dönüşte aynı yollardan dönmemek adına ve Karadağ’da, bundan 10 yıl önce Samsun’dan mezun olan Kosovalı arkadaşımla kamp atabilmek için Adriyatik Denizi tarafından gidiyoruz.

7. gün: Bormio – Sukosan, Hırvatistan (700 km)

Sıkıcı Italya otoyolundan sonra kısa bir Slovenya geçişi ve Zadar üzerinden Sukosan’da bir gecelik konaklama. Hazır bugüne dair çok detay yokken Italya çıkışındaki tedirginliğimizi paylaşayım: Italya’daki şehir içi elektronik hız sınırı tabelalarında 50-60 km/h hızlarda olmamıza rağmen “-3 punti” uyarılarıyla karşılaştık. Bunu 3 kez yaşayınca “neymiş bu -3 punti” diye baktığımızda Italyan’ların -12 puanda ehliyetini kaybettiğini öğrendik. Ülkeden çıkışta ceza ödemeyi göze almışken Slovenya’ya geçerken herhangi bir kontrol görevlisi olmadığı için (AB ülkesinden AB ülkesine geçiş kolaylığı) cezayla ilgili bir bilgiye ulaşamadık fakat büyük ihtimalle bir yaptırım olmayacaktı (ve bu hakkımızı Kosova’ya sakladığımızı henüz bilmiyorduk).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (2).jpeg

8. gün: Sukosan – Petrovac, Karadağ (450 km fakat 9 saat)

Adriyatik Denizi’nin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk. Ve bilmediğimiz bir şey daha vardı: Karadağ’daki deniz kıyısı yolların manzarası, darlığı, virajları, sollamaya izin vermemesi ve yavaşın da yavaşı şoförleri. Neyse ki gün sonunda dostlarla buluşup kamp atıyoruz ve Şampiyonlar Ligi finalini izliyoruz. Finali izlerken Kosovalı arkadaşlar, Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a devam etme fikrimize Arnavutluk’un yollarından ve sınır kapısındaki sorunlarından dolayı hiç sıcak bakmıyor ve bizi Kosova üzerinden Kuzey Makedonya’dan geçerek Yunanistan’a girmemiz gerektiği konusunda ikna ediyorlar.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (3).jpeg

9. gün: Petrovac – Kavala, Yunanistan (750 km)

Kosova’da yeşil sigortamızın geçerliliği olmadığını biliyordum fakat son akşamda bir anda ikna edilerek plan değiştirince hatırlayamadım ve sınır kapısı girişinde minimum 15 günlük 15 Euro’ya Kosova için sigorta yaptırıyoruz. Geçtiğimiz tüm ülkelerin hiçbirinde yokken ilk kez burada memleketimizden çok alışkın olduğumuz bir manzarayla karşılaşıyoruz: Radar aracı. İlkinden sorunsuz geçiyoruz fakat ikinci karşılaştığımız tam anlamıyla evlere şenlik cinsten.

Hız sınırı 110 olan ve E5’e benzeyen çift şeritli bir yolda 110 ile giderken az ileride yolda yan duracak şekilde park etmiş bir polis aracının arkasından elinde küçük bir uyarı levhasıyla beraber can havliyle bir polis yola atlıyor ve bizi durdurmaya çalışıyor. Zor durup geri gelerek camı açıyorum. Poliste İngilizce yok; avcunu açarak el işaretiyle avcunun içine 80 yazıyor. Ehliyet ruhsat gibi yazı işaretleri yapıp beni polis aracının oraya davet ediyor. Tam “aha dolandırılık” diyordum ki elindeki dürbünvari cihazın ekranında bizim XC70’in vesikalığını gösteriyor :) Aracın bagaj kısmındaki diğer polis ceza bilgilerimi girerken bu polis elindeki cihazla, yolla arasındaki aracı kendine siper edip tavan kısmına doğru eğilerek ölçüm yapmaya devam etti ve birkaç yüz metre ileride ölçtüğü başka hızlı birini durdurabilmek için yola atladı. Güler misin ağlar mısın? Diğer polis de ceza tutanağına 40 Euro yazıp yanına 15 yazıp onun yanına da %50 yazınca, 15 günde ödersek 20 Euro ödememiz gerektiğini anlıyorum fakat nerede ödemem gerektiğini bir türlü anlaşarak çözemiyoruz (Kosova’da internetimiz de yoktu). Öğle sıcağında, gözlükler ve tipler Matrix’teki ajanlar gibi... Keşke fotoğrafını çekseydim. Alttaki alıntı fotoğraf elindeki şeyin birebir aynısı:

1781009491908.png

Neyse, ülkeden çıkışta bunu bizden alırlar derken, 2 Avrupa birliği üyesi olmayan Kosova ve Makedonya arasındaki sınırdaki kapıda Pazar gününe de denk gelmesiyle hiçbir çalışan bulamıyoruz. Fakat Kosova’ya girişte öğrendiğim sigorta kesme konteynerinden gözüme kestiriyorum ve oradaki çalışana cezayı gösteriyorum ve gülümsüyor. En yakın şehre dönüp Western Union veya postanede ödeyebileceğimi fakat yakın zamanda ülkeye dönmeyeceksem ödemesem de sorun olmayacağını, sistemden düşeceğini söylüyor :) 1-2 yıl içinde dönersem ne olur diye sorunca da “40 Euro olarak ödersin, sorun olmaz” diyince canımıza minnet diyip Makedonya üzerinden Yunanistan’a devam ediyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (1).jpeg

10. gün: Kavala – Samsun (1200 km)

Yunanistan’daki otoyolda her 20-30 kilometrede bir bariyerli gişe acayipliğini saymazsak Pazartesi gününe denk geldiği için İpsala sınır kapımızda hiç sorun yaşamıyoruz. Türkiye’ye girer girmez yakıt alınca yakıt takip kilometremi sıfırlıyorum ve 90. kilometreye geldiğimizde 3. radarımızı geçmiş oluyoruz. Hem bu durum hem de “şoförlerimizin” birçoğunun trafik kurallarını bilmemezliği, taşıt kullanma adabını bilmemesi önümüzdeki uzun mesafe boyunca sabırlılık seviyemi en yükseğe çıkarmam gerektiğini hatırlatıyor.

Özellikle Bolu’da otoyoldan sonra iyice otomatik pilotta gibi, hiç yorgunluk hissetmeden, sakin bir şekilde farklı bir bakış açısıyla yolculuğu kazasız belasız tamamlıyorum (yorgunluğu ertesi sabah işe gitmeden önce fark ediyorum).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (4).jpeg

Ne yaktık? Yakıta kadar harcadık?

Yakıt: 7.9 litre/100 km ortalama ile toplam 508 litre yakıt ve litre ortalama maliyeti 88 TL çünkü yakıt aldığım ülkelerdeki litre fiyatları o günün güncel kurlarıyla aşağıdaki şekilde:

Türkiye: 68 TL
Sırbistan: 120 TL (Shell. V Power farkı litrede 20-25 TL kadar; koyduktan sonra öğrenmiş olduk. Bizdekinin aksine, diğer ülkelerde de katkılı yakıt fiyat farkı benzer şekilde afaki)
Slovenya: 93 TL
Italya: 111 TL
Hırvatistan: 115 TL (Tabelada normal yakıt diye girdik pompada sadece katkılı seçenek çıktı)
Karadağ: 90 TL
Makedonya: 80 TL

Bu arada, aynı sürüş şekliyle Türkiye’de 800 kilometre civarında olan menzilim yukarıdaki ülkelerde 950-1000 kilometre civarlarındaydı, düşündürücü...

Hız

Otoyollarda sınır neyse o -ki genelde 130 km/h idi. Kuzey Marmara 150. Şehir içi, dağ yolları ve sınır kapılarındaki dur kalkla beraber ortalama 81 km/h.

Otoyol, köprü, tünel ücretleri

Türkiye: 2290 TL (Vakitsizlikten dolayı Kuzey Marmara etkisi)
Avrupa toplam: 9217 TL (Yine vakitsizlikten dolayı otoyol opsiyonu olan yerlerde %90 girdik. Tek seferde en fazla ödeme Italya’da 20 Euro. Yunanistan ve Makedonya 1-2 Euro civarında onlarca kez)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (2).jpeg

Park

Heryerde park derdi vardı fakat kaldığımız yerlerin parkı mevcuttu. Sadece 4 kez park ücreti ödemek zorunda kaldık. 1-2 saat için Italya’da 1 Euro, Hırvatistan’da 0.5 Euro ve 1.5 Euro, Yunanistan’da 6 saat için 3 Euro.

Aksilikler
  • İlk günkü girdap çubuğu çıkması (çözüldü)
  • Sol kısa far gitti (büyük ihtimalle beynin ömrü bitti; sağ tarafı Ocak’ta değiştirmiştim)
  • Kuzey Marmara’daki şerit kapanmasından dolayı panjur çatlağı (aksilikten çok şans gibi ve yapıştırarak geçecek sanırım)
  • Yola çıkmadan birkaç hafta önce başlayan, alt takımdan gelen sesin artması (rot kolu veya rot başı sanırım, umarım)
  • Kosova’daki ceza (ödetmediler:)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.12.jpeg

Genel gözlemler

Avrupa’da otoyolda araç sürmek çok kolay. Herkes kurallara uyuyor ve tehlikeli hareket eden neredeyse hiç yok. Genelde 3 şeritli değil 2 şeritli yollar fakat trafik şişmiyor (hem kurallara uyum hem de bizim kadar kalabalık olmamalarından dolayı).

Sakin sürüyorlar. Bizim gibi kalabalık değiller ve aceleleri yok. Rahatlar. Selektör yok. Korna yok. Tampon yok. Gerek de yok.

Bu otoyollarda sollama yapar yapmaz herkes sağ şeride geçiveriyor. Kimse sol şeridi babasının malıymış gibi keyfi işgal etmiyor. Ağır taşıtlar sol şeride kesinlikle geçmiyor ve (Kosova hariç) radara denk gelmedim.

Hırvatistan en hızlı otoyoldu. Sınır olan 130 ile giderken genelde en yavaş araç biz kaldık. Hırvat plakalı araçlar acayip seri.

AB’ye girdikten sonra otoyolların sol şeritlerini genelde Almanya ve Avusturya plakalı Mercedes, BMW, Audi’lerin yüksek modellileri kapatıyor.

Sırbistan, Bulgaristan trafiğindeki araçlar Türkiye ayarında. Slovenya, Italya ve Hırvatistan’daki araçlar daha lüks. Kosova, Karadağ ve Makedonya’daki araçlar Türkiye’nin 10-20 yıl önceki hâli gibi.

Elektrikli araç geçtiğimiz ülkelerin tamamında yok denecek kadar az gördüm.

Passat ve Octavia station wagonlar... yağmur olup yağdınız mı? Bedava mı dağıtıldınız? İnanılmaz yaygındı. Mercedes, Audi ve BMWlerin de SW’leri sedanlarından yaygın, SUV ile kafa kafayaydı diyebilirim.

4 adet XC70 gördüm :)

Otoyol kaliteleri bizim devlet otoyollarıyla hemen hemen aynı. Ödeme, gişelerde kredi kartıyla çok basit (Bulgaristan ve Slovenya yukarıda bahsettiğim gibi e-vignette).

Özellikle Makedonya ve Yunanistan’daki gişelerin sıklığı (20-30 kilometrede bir) çok ilkel ve sıkıcı. Görevlileri ülkemize davet ediyorum :) Gelip görsünler, incelesinler ve ülkelerinde kullansınlar. Bu konuda iyiyiz.

Sınır kapılarını karşılaştırınca kapasite, modernlik ve genişlik olarak diğerlerinden gözle görülür biçimde iyi durumdayız.

AB ülkeleri arası geçişler pürüzsüz. Diğerlerinde yoğunluğa göre beklemeler oluyor. Tek sıkıcı taraf bu; gurbetçilerimizi artık çok iyi anlıyorum.

Yakıt alırken pompacı genelde yok. Katkılı yakıtla normal yakıt arasında uçurum var. Ödemeler genelde yakıtı koyduktan sonra istasyonun içinde.

Sonuç:

Yine yapar mıyım? Kesinlikle yaparım. Değer mi? Değer. Tadını alan bırakamaz diye düşünüyorum.

Uçakla gidip araç kiralamaktan 30000 TL kadar daha uyguna geldi ve dilediğimiz gibi gezdik.

Araç 10 günde 6440 kilometre yaparak rüştünü ispatladı. 35 derece sıcakta, 3000 metrede, yüklüyken, 200 km/h yaparken, bozuk yoldayken, 150 km/h ile altına koni alırken bana mısın demedi, sorun çıkarmadı ve yormadı; elim ayağım oldu 🧿

Aklından böyle bir rota geçen ve sorusu olan varsa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

şu geziyi ömründe herkes yaşamalı bence
keyifle okudum 🤌
 
Çok güzel bir tatil olmuş hocam.
Gezmeyi ve paylaşmayı seviyorsunuz.
Enerjinize hayran kaldım.
Ben bir günde 830 km yapınca 2 günde zor kendime geliyorum.
Siz her gün sürmüşsünüz helal olsun 😀
 
Hanım İtalya’ya gidip geçmişte gezdiği yerleri bana da göstermek istiyordu. Uçak biletleri ve kiralık araç maliyetini görünce “dur bir bakayım yol kaç kilometreymiş” diye düşündüm ve hem daha konforlu hem daha ekonomik hem de daha doyurucu bir şekilde arabayla gidip gelebileceğimize karar verdim. Mayıs sonundaki Kurban Bayramı tatiline 1 gün ekleyerek, 22 Mayıs – 1 Haziran arasında 10 günde 6440 kilometre yaparak aşağıdaki rotayı izledik.

Italy.png

Gidiş: Samsun > Bolu > Bulgaristan > Sırbistan > Hırvatistan > Slovenya > Italya
Dönüş: Italya > Slovenya > Hırvatistan > Karadağ > Kosova > K. Makedonya > Yunanistan > Samsun

Yollarla, kurallarla, sınır kapılarıyla, yakıtla, otoyol ücretleriyle, cezalarla, hazırlıklarla ilgili genel izlenimlerimi ve başımızdan geçen belli başlı anekdotları kısaca paylaşacağım bir gözlem yazısı olacak. Buna benzer bir rotaya çıkmayı düşünen arkadaşlara yol gösterici olmasını dilerim.

Yola çıkmadan önceki ön hazırlık:
  • Yeşil sigorta (2500 TL)
  • Bulgaristan ve Slovenya otoyolları için e-vignette gerekiyor. HGS gibi bir sistem düşünün ve plakaya online alınabiliyor. Bulgaristan tek günlük 4 Euro, Slovenya minimum 1 haftalık 16 Euro. Diğer otoyollar gişelerden geçtikçe ödeme
  • 5 gece airbnb İtalya’da konaklama (Sırbistan, Hırvatistan ve Yunanistan’da birer gece konaklamayı yol üzerinde ayarladık; 1 gece Karadağ’da kamp)
  • Yurt dışı çıkış harç pulları (1250 TL x 2)
  • Seyahat sağlık sigortası (zorunlu değil fakat elzem. 800 TL x 2)
  • E-Sim (Parça parça toplamda 25 GB işimizi gördü. 1400 TL)

1. gün: Samsun – Bolu (480 km)

Cuma sabah işe giderken arabanın gaz yememesi ve 100 km/h’yi geçmemesi tüm planları suya düşürecekti ki mesaiden sonra ustama uğrayıp 5 dakikada tespiti yapıp sorunu giderdik. Aşağıdaki “girdap çubuğu” gaz kelebeğini, gaz pedalına basınca açıp kapatıyor ve yerinden çıkmış (birkaç hafta önce kızdırma bujilerini değiştirirken sökmüştü). Yerine taktık ve yenisini sipariş ettik (320 TL). Mesai sonrası yola çıkarak Bolu’da eşimin ailesinde kaldık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.08.jpeg

2. gün: Bolu – Nis, Sırbistan (980 km)

Sabah saatlerinde Kuzey Marmara Otoyolu’nda büyük patlıyorduk ve şansımız yaver gitti. 4. şeritte 150 km/h ile giderken şeritin kapandığı uyarısını görünce 3. şerite geçtim. Aynı hızda devam ederken bir anda 3. şerit de kapandı ve sağımdaki iki şeritte de TIR olduğu için büyük otoyol konilerinden birine çarpmak zorunda kaldım. Havaya birkaç siyah plastik parçasının uçtuğunu görünce tampon gitti diye hızlıca kapalı tarafta durdum ve kontrol için aşağı indim. Koninin alt tarafı radyatörle karterin arasına girmişti; ve çıkartmak için bayağı kanırtmam gerekti. Neyse ki radyatörde de karterde de ciddi bir sorun çıkmadı ve sadece kırık plakalık ve çatlak panjur ve çerçevesiyle bir nazarlık olarak atlattık.

Kapıkule’de kalabalıktan ve Bulgar tarafının mesai değişim saatinden dolayı geçişimiz 3.5 saat sürdü.

Bulgaristan’daki ve Sırbistan’daki otoyolların sıkıcı olacağını beklerken gayet manzaralı, sakin ve beklediğimden çok daha iyi bir asfalt kalitesiyle karşılaştık.

Bulgaristan’daki tek acayiplik benzinliklerdeki tuvaletlerin girişlerinin paralı veya alışveriş fişindeki QR kodla tek seferlik açılmasıydı.

3. Gün: Nis – Verona, Italya (1170 km)

Sırbistan’dan Italya’ya kadar olan otoyollar da gayet konforlu, nizami ve manzaralıydı. Özellikle Slovenya’da asfalt kalitesi iyice artıp yolda seyreden araçların marka ve modelleri de üst segmente geçmeye başlıyor.

Trieste’den girdiğimiz Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün...

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.25.jpeg

İtalya içindeki geziyi kısa kesiyorum.

4. gün ve 5. gün arası Garda gölünün etrafını gezip geliş amaçlarımızdan biri olan İtalya Bisiklet Turu Giro d’Italia’nın 17. Etabında Türk köşemizi kurup yarışın gelmesini bekliyoruz :) Böyle bir büyük turu ilk kez izlediğimiz için heyecanlı mı heyecanlıydık.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.22.jpeg

6. günde ise geliş amaçlarımızdan bir diğeri olan 2800 metredeki Stelvio Geçidi’ne bunca yolu arabanın içinde yatırarak getirdiğim bisikletle çıkıyorum. Bundan sonra rahat rahat dönüş yoluna geçiyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (2).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24 (1).jpeg

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.24.jpeg

Dönüşte aynı yollardan dönmemek adına ve Karadağ’da, bundan 10 yıl önce Samsun’dan mezun olan Kosovalı arkadaşımla kamp atabilmek için Adriyatik Denizi tarafından gidiyoruz.

7. gün: Bormio – Sukosan, Hırvatistan (700 km)

Sıkıcı Italya otoyolundan sonra kısa bir Slovenya geçişi ve Zadar üzerinden Sukosan’da bir gecelik konaklama. Hazır bugüne dair çok detay yokken Italya çıkışındaki tedirginliğimizi paylaşayım: Italya’daki şehir içi elektronik hız sınırı tabelalarında 50-60 km/h hızlarda olmamıza rağmen “-3 punti” uyarılarıyla karşılaştık. Bunu 3 kez yaşayınca “neymiş bu -3 punti” diye baktığımızda Italyan’ların -12 puanda ehliyetini kaybettiğini öğrendik. Ülkeden çıkışta ceza ödemeyi göze almışken Slovenya’ya geçerken herhangi bir kontrol görevlisi olmadığı için (AB ülkesinden AB ülkesine geçiş kolaylığı) cezayla ilgili bir bilgiye ulaşamadık fakat büyük ihtimalle bir yaptırım olmayacaktı (ve bu hakkımızı Kosova’ya sakladığımızı henüz bilmiyorduk).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.23 (2).jpeg

8. gün: Sukosan – Petrovac, Karadağ (450 km fakat 9 saat)

Adriyatik Denizi’nin bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk. Ve bilmediğimiz bir şey daha vardı: Karadağ’daki deniz kıyısı yolların manzarası, darlığı, virajları, sollamaya izin vermemesi ve yavaşın da yavaşı şoförleri. Neyse ki gün sonunda dostlarla buluşup kamp atıyoruz ve Şampiyonlar Ligi finalini izliyoruz. Finali izlerken Kosovalı arkadaşlar, Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a devam etme fikrimize Arnavutluk’un yollarından ve sınır kapısındaki sorunlarından dolayı hiç sıcak bakmıyor ve bizi Kosova üzerinden Kuzey Makedonya’dan geçerek Yunanistan’a girmemiz gerektiği konusunda ikna ediyorlar.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (3).jpeg

9. gün: Petrovac – Kavala, Yunanistan (750 km)

Kosova’da yeşil sigortamızın geçerliliği olmadığını biliyordum fakat son akşamda bir anda ikna edilerek plan değiştirince hatırlayamadım ve sınır kapısı girişinde minimum 15 günlük 15 Euro’ya Kosova için sigorta yaptırıyoruz. Geçtiğimiz tüm ülkelerin hiçbirinde yokken ilk kez burada memleketimizden çok alışkın olduğumuz bir manzarayla karşılaşıyoruz: Radar aracı. İlkinden sorunsuz geçiyoruz fakat ikinci karşılaştığımız tam anlamıyla evlere şenlik cinsten.

Hız sınırı 110 olan ve E5’e benzeyen çift şeritli bir yolda 110 ile giderken az ileride yolda yan duracak şekilde park etmiş bir polis aracının arkasından elinde küçük bir uyarı levhasıyla beraber can havliyle bir polis yola atlıyor ve bizi durdurmaya çalışıyor. Zor durup geri gelerek camı açıyorum. Poliste İngilizce yok; avcunu açarak el işaretiyle avcunun içine 80 yazıyor. Ehliyet ruhsat gibi yazı işaretleri yapıp beni polis aracının oraya davet ediyor. Tam “aha dolandırılık” diyordum ki elindeki dürbünvari cihazın ekranında bizim XC70’in vesikalığını gösteriyor :) Aracın bagaj kısmındaki diğer polis ceza bilgilerimi girerken bu polis elindeki cihazla, yolla arasındaki aracı kendine siper edip tavan kısmına doğru eğilerek ölçüm yapmaya devam etti ve birkaç yüz metre ileride ölçtüğü başka hızlı birini durdurabilmek için yola atladı. Güler misin ağlar mısın? Diğer polis de ceza tutanağına 40 Euro yazıp yanına 15 yazıp onun yanına da %50 yazınca, 15 günde ödersek 20 Euro ödememiz gerektiğini anlıyorum fakat nerede ödemem gerektiğini bir türlü anlaşarak çözemiyoruz (Kosova’da internetimiz de yoktu). Öğle sıcağında, gözlükler ve tipler Matrix’teki ajanlar gibi... Keşke fotoğrafını çekseydim. Alttaki alıntı fotoğraf elindeki şeyin birebir aynısı:

1781009491908.png

Neyse, ülkeden çıkışta bunu bizden alırlar derken, 2 Avrupa birliği üyesi olmayan Kosova ve Makedonya arasındaki sınırdaki kapıda Pazar gününe de denk gelmesiyle hiçbir çalışan bulamıyoruz. Fakat Kosova’ya girişte öğrendiğim sigorta kesme konteynerinden gözüme kestiriyorum ve oradaki çalışana cezayı gösteriyorum ve gülümsüyor. En yakın şehre dönüp Western Union veya postanede ödeyebileceğimi fakat yakın zamanda ülkeye dönmeyeceksem ödemesem de sorun olmayacağını, sistemden düşeceğini söylüyor :) 1-2 yıl içinde dönersem ne olur diye sorunca da “40 Euro olarak ödersin, sorun olmaz” diyince canımıza minnet diyip Makedonya üzerinden Yunanistan’a devam ediyoruz.

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (1).jpeg

10. gün: Kavala – Samsun (1200 km)

Yunanistan’daki otoyolda her 20-30 kilometrede bir bariyerli gişe acayipliğini saymazsak Pazartesi gününe denk geldiği için İpsala sınır kapımızda hiç sorun yaşamıyoruz. Türkiye’ye girer girmez yakıt alınca yakıt takip kilometremi sıfırlıyorum ve 90. kilometreye geldiğimizde 3. radarımızı geçmiş oluyoruz. Hem bu durum hem de “şoförlerimizin” birçoğunun trafik kurallarını bilmemezliği, taşıt kullanma adabını bilmemesi önümüzdeki uzun mesafe boyunca sabırlılık seviyemi en yükseğe çıkarmam gerektiğini hatırlatıyor.

Özellikle Bolu’da otoyoldan sonra iyice otomatik pilotta gibi, hiç yorgunluk hissetmeden, sakin bir şekilde farklı bir bakış açısıyla yolculuğu kazasız belasız tamamlıyorum (yorgunluğu ertesi sabah işe gitmeden önce fark ediyorum).

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (4).jpeg

Ne yaktık? Yakıta kadar harcadık?

Yakıt: 7.9 litre/100 km ortalama ile toplam 508 litre yakıt ve litre ortalama maliyeti 88 TL çünkü yakıt aldığım ülkelerdeki litre fiyatları o günün güncel kurlarıyla aşağıdaki şekilde:

Türkiye: 68 TL
Sırbistan: 120 TL (Shell. V Power farkı litrede 20-25 TL kadar; koyduktan sonra öğrenmiş olduk. Bizdekinin aksine, diğer ülkelerde de katkılı yakıt fiyat farkı benzer şekilde afaki)
Slovenya: 93 TL
Italya: 111 TL
Hırvatistan: 115 TL (Tabelada normal yakıt diye girdik pompada sadece katkılı seçenek çıktı)
Karadağ: 90 TL
Makedonya: 80 TL

Bu arada, aynı sürüş şekliyle Türkiye’de 800 kilometre civarında olan menzilim yukarıdaki ülkelerde 950-1000 kilometre civarlarındaydı, düşündürücü...

Hız

Otoyollarda sınır neyse o -ki genelde 130 km/h idi. Kuzey Marmara 150. Şehir içi, dağ yolları ve sınır kapılarındaki dur kalkla beraber ortalama 81 km/h.

Otoyol, köprü, tünel ücretleri

Türkiye: 2290 TL (Vakitsizlikten dolayı Kuzey Marmara etkisi)
Avrupa toplam: 9217 TL (Yine vakitsizlikten dolayı otoyol opsiyonu olan yerlerde %90 girdik. Tek seferde en fazla ödeme Italya’da 20 Euro. Yunanistan ve Makedonya 1-2 Euro civarında onlarca kez)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.26 (2).jpeg

Park

Heryerde park derdi vardı fakat kaldığımız yerlerin parkı mevcuttu. Sadece 4 kez park ücreti ödemek zorunda kaldık. 1-2 saat için Italya’da 1 Euro, Hırvatistan’da 0.5 Euro ve 1.5 Euro, Yunanistan’da 6 saat için 3 Euro.

Aksilikler
  • İlk günkü girdap çubuğu çıkması (çözüldü)
  • Sol kısa far gitti (büyük ihtimalle beynin ömrü bitti; sağ tarafı Ocak’ta değiştirmiştim)
  • Kuzey Marmara’daki şerit kapanmasından dolayı panjur çatlağı (aksilikten çok şans gibi ve yapıştırarak geçecek sanırım)
  • Yola çıkmadan birkaç hafta önce başlayan, alt takımdan gelen sesin artması (rot kolu veya rot başı sanırım, umarım)
  • Kosova’daki ceza (ödetmediler:)

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.12.jpeg

Genel gözlemler

Avrupa’da otoyolda araç sürmek çok kolay. Herkes kurallara uyuyor ve tehlikeli hareket eden neredeyse hiç yok. Genelde 3 şeritli değil 2 şeritli yollar fakat trafik şişmiyor (hem kurallara uyum hem de bizim kadar kalabalık olmamalarından dolayı).

Sakin sürüyorlar. Bizim gibi kalabalık değiller ve aceleleri yok. Rahatlar. Selektör yok. Korna yok. Tampon yok. Gerek de yok.

Bu otoyollarda sollama yapar yapmaz herkes sağ şeride geçiveriyor. Kimse sol şeridi babasının malıymış gibi keyfi işgal etmiyor. Ağır taşıtlar sol şeride kesinlikle geçmiyor ve (Kosova hariç) radara denk gelmedim.

Hırvatistan en hızlı otoyoldu. Sınır olan 130 ile giderken genelde en yavaş araç biz kaldık. Hırvat plakalı araçlar acayip seri.

AB’ye girdikten sonra otoyolların sol şeritlerini genelde Almanya ve Avusturya plakalı Mercedes, BMW, Audi’lerin yüksek modellileri kapatıyor.

Sırbistan, Bulgaristan trafiğindeki araçlar Türkiye ayarında. Slovenya, Italya ve Hırvatistan’daki araçlar daha lüks. Kosova, Karadağ ve Makedonya’daki araçlar Türkiye’nin 10-20 yıl önceki hâli gibi.

Elektrikli araç geçtiğimiz ülkelerin tamamında yok denecek kadar az gördüm.

Passat ve Octavia station wagonlar... yağmur olup yağdınız mı? Bedava mı dağıtıldınız? İnanılmaz yaygındı. Mercedes, Audi ve BMWlerin de SW’leri sedanlarından yaygın, SUV ile kafa kafayaydı diyebilirim.

4 adet XC70 gördüm :)

Otoyol kaliteleri bizim devlet otoyollarıyla hemen hemen aynı. Ödeme, gişelerde kredi kartıyla çok basit (Bulgaristan ve Slovenya yukarıda bahsettiğim gibi e-vignette).

Özellikle Makedonya ve Yunanistan’daki gişelerin sıklığı (20-30 kilometrede bir) çok ilkel ve sıkıcı. Görevlileri ülkemize davet ediyorum :) Gelip görsünler, incelesinler ve ülkelerinde kullansınlar. Bu konuda iyiyiz.

Sınır kapılarını karşılaştırınca kapasite, modernlik ve genişlik olarak diğerlerinden gözle görülür biçimde iyi durumdayız.

AB ülkeleri arası geçişler pürüzsüz. Diğerlerinde yoğunluğa göre beklemeler oluyor. Tek sıkıcı taraf bu; gurbetçilerimizi artık çok iyi anlıyorum.

Yakıt alırken pompacı genelde yok. Katkılı yakıtla normal yakıt arasında uçurum var. Ödemeler genelde yakıtı koyduktan sonra istasyonun içinde.

Sonuç:

Yine yapar mıyım? Kesinlikle yaparım. Değer mi? Değer. Tadını alan bırakamaz diye düşünüyorum.

Uçakla gidip araç kiralamaktan 30000 TL kadar daha uyguna geldi ve dilediğimiz gibi gezdik.

Araç 10 günde 6440 kilometre yaparak rüştünü ispatladı. 35 derece sıcakta, 3000 metrede, yüklüyken, 200 km/h yaparken, bozuk yoldayken, 150 km/h ile altına koni alırken bana mısın demedi, sorun çıkarmadı ve yormadı; elim ayağım oldu 🧿

Aklından böyle bir rota geçen ve sorusu olan varsa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Kitap gibi yazmışsınız hocam her cümlesini gıpta ile bakarak okudum. Altınızdaki aracın tam bir şekilde hakkını verdiği bir yolculuk ve rota olmuş.

Ya tabii böyle gezilerde çoluk çocuk olmayacak ve yanınızdaki kişi her kim olursa (eşiniz, kız arkadaşınız veya en yakın arkadaşınız) bu tarz uzun soluklu arabayla gidilen yolculuğu zehir etmemesi lazım. Ki metinlerden anladığım kadarıyla siz bu konuda şanslınız :). Çünkü her insan uzun araba yolculuklarını kaldıramıyor, hadi bitsin de gideceğimiz yere gidelim kafasında oldukları için etrafınızdaki güzellikleri kaçırıyorsunuz bu sebepten.

Sizi aklıma not ettim hocam. İleride gidersem senden bana abilik yapmanı isteyebilirim :)
 
Çok güzel gezi yapmışsınız. Bilgilendirme için de teşekkürler belki bizler de faydalanırız.

Böyle bir turdan sonra TR de 1 yıl daha yaşamak için enerji ve moral depolar insan :)

Kuzey Marmara da 150 km/saat bayağı yüksek hız.

"Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün..."

Bu da biraz stresli bir güzergahmış. Öndekilere yaklaşmak istemezdim bu yolda.

En çok Volvo mutlu olmuştur. Özlediği ait olduğu memleketleri bir dolaştı koçumusu. Mis gibi temiz havaları da çekti motoru.

Fotoğrafların hiçbirinde "çöp" yok. Her yer tertemiz, baktıkça içi açılıyor insanın. Avrupa "zihinsel ve medeniyet olarak" bizden 1000 yıl kadar ileride.
 
İtalya cok guzel bir ulke.Biz gecen sene 10 gun tur ile gezmiştik.Her yeri ayri guzel masal gibi…Garda golude ayri guzel…Hos bir tur olmus ama İtalya icin bir gun cok cok az…10 gun bile az…
 
Hocam yazınızı bir solukta okudum sebebide benimde daha geçen haftalarda aklımda böyle bir plan doğdu ama ben balkanların sınır kapılarını polislerini vs çekmektense daha çok yunanistan ordan vapurla italyanın güneyinden girip kuzeye doğru gitmeyi düşündüm. Hiç bu rotayı araştırma fırsatınız oldu mu arabalı gemiler oluyormuş yunanistandan belirli bir sürede italyanın çizmesine gidiyormuş
 
  • Beğen
Tepkiler: SCC
Harika bir yazı olmuş hocam yine elinize sağlık. Dün gece yatmadan gördüm yazınızı dedim bunu yarın çay içerken keyifle okurum. Öyle de oldu :) Saygılar.
 
Hocam yazınızı bir solukta okudum sebebide benimde daha geçen haftalarda aklımda böyle bir plan doğdu ama ben balkanların sınır kapılarını polislerini vs çekmektense daha çok yunanistan ordan vapurla italyanın güneyinden girip kuzeye doğru gitmeyi düşündüm. Hiç bu rotayı araştırma fırsatınız oldu mu arabalı gemiler oluyormuş yunanistandan belirli bir sürede italyanın çizmesine gidiyormuş
Yunaistanda giderseniz İgomenitsa limanindan gemi var.Kisi basi ucret eksrta aracada ucret odeniyor.Uyumak için kompartman tutarsaniz baya yuksek ero odersiniz…Bir gece suruyor…Napoli tarafina yanasiyor…Yani baya büyük çile cekersiniz.Tur sirketleri ile gorusup bir hafta on gun bastan basa italya turu harika olur.Birazfazla para verin keyfini cikartin derim…
 

Hepinize ilginiz ve nazik yorumlarınız için teşekkür ederim dostlar. Olabildiğince kısa, bilgilendirici ve cesaretlendirici tutmaya çalıştım.

Günün sonunda, bir telefon ücretine yapılabileceğini fark etmek de önemli -ki 4 yıldır aynı telefonu kullanıyorum ve "artık beni değiştir" demesine rağmen tercihim bu yönde oldu; zira güç ve kuvvet yerindeyken bu işleri yapmak önemli bence. Ücret paylaşmamın bir sebebi bu, bir diğer sebebi de zaman içinde dönüp baktığımızda TL'nin değerini görebilmek ve karşılaştırma yapabilmek.

Soluksuz okuyayım derken boğuluyordum :)

Yine çok güzel bi vlog tarzında yazı olmuş klavyene sağlık hocam

Stelvio geçidini gördükten sonra yarın Sabuncubelini nasıl çıkacam ben şimdi:D Keyif vermez bana artık muazzam ya.

Duba işi de muhtemelen dubalar düzgün yerleşmemiştir ama biraz da hızdan dolayı olmuş bence. Bir şey olmamış çok şükür ama aslında böyle şeylere hep hazırlıklı olmak gerek. Geçmiş olsun

@Brk34 Burak Hocam, Stelvio'daki asfalt kalitesi, manzara ve bisiklet/motor kültüründen sonra artık maalesef beni de kolay kolay hiçbir yer kesmeyecek gibi. Yol ve çevre o kadar nizami ve temizdi ki bisiklet sürerken yalnız olmama rağmen tükürmeye çekindim.
Bu arada, Sabuncubeli'ni de çok merak ediyorum.

Duba konusunda ise inanın 4 şeritli yol çok kısa bir mesafede ve yeteri kadar bilgilendirme yapılmadan 1 şeride düştü. Sebebi Kurban Bayramı'ndan önce canlı hayvan taşıyan ağır taşıtları denetlemekmiş; öğrenmiş olduk... Uyarılar ve mesafe hız limiti 140 olan bir yer için çok çok az ve kısaydı. Türkiye'den sonra da birçok yerde benzer uygulama vardı; levhalardaki ve yollardaki çizgili uyarılar iyi anlamda bambaşka bir seviyedeydi.

şu geziyi ömründe herkes yaşamalı bence
keyifle okudum 🤌

@Xcorpit39 Beğenmenize sevindim. Umarım dileyen herkes şartları olgunlaştırıp yapabilir. Verona'da şu sanat eserini görünce de aklıma geldiniz bu arada:

WhatsApp Image 2026-06-09 at 14.54.20 (1).jpeg

Neeebiçimm geziiiii hic begenmedim :)

İmza : kiskanan forumcu :)

@HONEY Bir Gastamonu değil Bülent Abi :)


@ozdemir0629 Sağolun.

Çok güzel bir tatil olmuş hocam.
Gezmeyi ve paylaşmayı seviyorsunuz.
Enerjinize hayran kaldım.
Ben bir günde 830 km yapınca 2 günde zor kendime geliyorum.
Siz her gün sürmüşsünüz helal olsun 😀

@GolfTutkulu Teşekkürler Ahmet Hocam. 5 gün yol 5 gün gezi gibi oldu. Geçtiğimiz yıllarda tek günde 13-14 saat bisiklet sürmeye alışkın olduğum için arabada bu mesafeler rahatsız etmiyor :)

Kitap gibi yazmışsınız hocam her cümlesini gıpta ile bakarak okudum. Altınızdaki aracın tam bir şekilde hakkını verdiği bir yolculuk ve rota olmuş.

Ya tabii böyle gezilerde çoluk çocuk olmayacak ve yanınızdaki kişi her kim olursa (eşiniz, kız arkadaşınız veya en yakın arkadaşınız) bu tarz uzun soluklu arabayla gidilen yolculuğu zehir etmemesi lazım. Ki metinlerden anladığım kadarıyla siz bu konuda şanslınız :). Çünkü her insan uzun araba yolculuklarını kaldıramıyor, hadi bitsin de gideceğimiz yere gidelim kafasında oldukları için etrafınızdaki güzellikleri kaçırıyorsunuz bu sebepten.

Sizi aklıma not ettim hocam. İleride gidersem senden bana abilik yapmanı isteyebilirim :)

@Halilo Teşekkürler Halil Hocam. Yoldaş konusunda kesinlikle çok haklısınız ve dediğiniz gibi bu konuda şanslıyım neyse ki.
Elimden geldiğince her zaman yardımcı olmaya çalışırım.

Çok güzel gezi yapmışsınız. Bilgilendirme için de teşekkürler belki bizler de faydalanırız.

Böyle bir turdan sonra TR de 1 yıl daha yaşamak için enerji ve moral depolar insan :)

Kuzey Marmara da 150 km/saat bayağı yüksek hız.

"Italya’daki otoyol 3 şeritli (buradan önceki tüm otoyollar 2 şeritliydi) olmasına rağmen sağ 2 şeridin TIRlarla sürekli dolu olması trafiği şişiriyor ve 3. şeritte sadece binek araçlar olsa da 3 şeritte 120 km/h üzeri tren gibi hepbirlikte gidiyor. Bu da her an tehlikeye açık stresli bir yolculuk anlamına geliyor. 3 şerit Istanbul trafiği gibi ama herkes 110-120 ile gidiyor gibi düşünün..."

Bu da biraz stresli bir güzergahmış. Öndekilere yaklaşmak istemezdim bu yolda.

En çok Volvo mutlu olmuştur. Özlediği ait olduğu memleketleri bir dolaştı koçumusu. Mis gibi temiz havaları da çekti motoru.

Fotoğrafların hiçbirinde "çöp" yok. Her yer tertemiz, baktıkça içi açılıyor insanın. Avrupa "zihinsel ve medeniyet olarak" bizden 1000 yıl kadar ileride.

@calik Alper Hocam, Kuzey Marmara'da 150 km/h bu rotayı ve aktiviteleri 10 güne sığdırmak için limitler dahilinde gitmek ve arabayı da yurtdışına çıkmadan test etmek amaçlıydı açıkçası.
Volvo kesinlikle mutlu oldu zira aracın açıldığını çok net hissettim. Kurum vs hiçbir şey kalmamıştır sürekli 2000-3000 devir arası kullanılmaktan. İçinize doğdu galiba, bu rota, asıl üretildiği topraklara gitmeden önce kısa bir testti diyeyim :)

Ve çöp konusu... çok derin ve çok dolu olduğum bir konu. Evet, hiçbir yerde bir izmarit veya sakız paketi dahi yok ama işin asıl ilginci, evlerinin için tertemiz olan bizim gibi bir toplumun kapısının önü, yolu, ormanı nasıl bu kadar çöp olur araştırılması gereken bir konu.
İşin daha da vahimi, geçtiğim ülkelerin hiçbirinde "yere çöp atmayın" uyarısı yokken, Yunanistan'dan Türkiye'ye geçişte ülkemize 5-10 km kala bu levhaların başlaması; çok acı bir durum fakat Yunanistan'a kızma lüksümüz yok zira bu levhalar ülkemizde de mevcut çünkü gerçekten böyle büyük ve berbat bir sorunumuz var.

İtalya cok guzel bir ulke.Biz gecen sene 10 gun tur ile gezmiştik.Her yeri ayri guzel masal gibi…Garda golude ayri guzel…Hos bir tur olmus ama İtalya icin bir gun cok cok az…10 gun bile az…

@fanajal tamamen haklısınız hocam. Verona'da 3 gece, Bormio'da 2 gece kaldık aslında fakat yine yetmedi. Günlük ortalama da 15.000 adım attık bu arada, yine yetmedi. Ben bir önceki haftayı da bağlayıp 2 hafta gezelim istiyordum fakat eşimin o hafta için izin alma lüksü yoktu.

Hocam yazınızı bir solukta okudum sebebide benimde daha geçen haftalarda aklımda böyle bir plan doğdu ama ben balkanların sınır kapılarını polislerini vs çekmektense daha çok yunanistan ordan vapurla italyanın güneyinden girip kuzeye doğru gitmeyi düşündüm. Hiç bu rotayı araştırma fırsatınız oldu mu arabalı gemiler oluyormuş yunanistandan belirli bir sürede italyanın çizmesine gidiyormuş

@Mavimavimasmavi150bg Sınır kapılarının hiçbirinde en ufak sorun yaşamadık memurlar tarafından. Polis ile muhatap olduğumuz tek nokta ise Kosova'daki ceza bölümüydü ve art niyet sezmedim. Yani bu konuda içiniz rahat olabilir. Arabalı gemi konusunu vaktimiz pek olmadığı için ve araba sürmeyi tercih ettiğim için araştırmadım açıkçası fakat gidenleri çok duydum.
İtalya'nın çizmesinden kastınız Güney bölümüyse o taraflarda özellikle kiralık araçların (bu durumda yabancı plakalı araç olarak da düşünülebilir) camlarının patlatıldığını duydum fakat ne kadar yaygın veya doğru bilemiyorum; dikkat etmekte fayda var. Bu arada, yukarıdaki tüm ülkelerde arabanın içinde bisiklet ve eşyalarımızın bir kısmı olmasına rağmen bir sorun yaşamadık.

Soluksuz zevkle okudum ama kıskanmadım:p

Teşekkürler @BestOnur Hocam. Adana'dan hemen yanınızdaki Bolkarlar'a ve Aladağlar'a gitmek de bu rotanın dağlık kısımlarını hiç aratmaz, çok şanslısınız.

Harika bir yazı olmuş hocam yine elinize sağlık. Dün gece yatmadan gördüm yazınızı dedim bunu yarın çay içerken keyifle okurum. Öyle de oldu :) Saygılar.

@figo beğenmenize sevindim hocam, afiyet olsun :)
 

Geri
Üst