Jump to content

silvershadow

Emekli Yönetici
  • İçerik sayısı

    9002
  • ÜYELİK TARİHİ

  • Days Won

    293

İtibar Etkinliği

  1. emrekayikci16 liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Golf 7 Orijinal aksesuar kataloğu   
    Golf 7 Orijinal aksesuar kataloğu için üzerine tıklamanız yeterli.
  2. Bomber46 liked bir konuya yazdı : by silvershadow in 1.4 tsi motordan gelen ses   
    Değerli Hocam 
    50 MB tan yüksek video ve 5 MB tan büyük fotoğraflar sınırlamaya takılır Hocam. 
    Hizliresim.com  sitesine yükleyip en alttaki direkt linki mesaja kopyalarsanız
    Yada videonuzu YouTube'da yükleyip bağlantıyı paylaşırsanız bu sınırlama aşılmış olacaktır. 
  3. Recep Gül liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Bağımsız Süspansiyon ve Torsiyon Çubuklu Süspansiyon farkları   
    Bağımsız Süspansiyon ve Torsiyon Çubuklu Süspansiyon sistemi hakkında..
    1.2 TSI  1.6 TDI'da kullanılan Sabit Askı Sistemi.
    Bu sistemde tek bir metal dingil (torsiyon Çubuğu)  her iki tekerleği birbirine bağlar. Yani bir tekerlek üzerine gelen kuvvet ve oluşan titreşim diğer tekerleği de etkiler. Titreşimlerin fazla olması oldukça konforsuz bir sürüşe neden olmaktadır. Fakat bu askı sistemini meydana getiren parça az ve sistem basit olduğundan darbe dayanımı ve ömrü daha uzundur. Bu nedenle ağır taşımacılık yapan araçlarda sık kullanılan bir sistemdir.


    1.4 TSI ile 2.0 TSI ve 2.0 TDI'da kullanılan Serbest Askı sistemi de denen Bağımsız süspansiyon sistemi.
    Binek arabaların tümünde ön askı sistemi olarak kullanılır. Bu sistemde süspansiyonlar birbirinden bağımsız olarak çalışırlar. İki tekerlek arasında doğrudan aks bağlantısı bulunmadığından, sağ ve sol tekerleklerde süspansiyon mekanizmaları bağımsız olarak çalışır ve çok daha konforlu bir sürüş sağlanmış olur. Yaysız kütle az olduğundan ve aşağıda tutulabildiğinden lastiklerin yol tutuşu çok iyidir ve titreşimler çok daha iyi absorbe edilebilir. Fakat bu sistemlerde tekerlekler çok hareketli olduğundan ve birbirleri ile bağlı olmadıklarından yanal kuvvetlere dayanıklılıkları daha az ve aşınmaları daha kolaydır. Fakat binek otomobillerde bu sistemin kullanılması rahat bir sürüş ve konfor için olmazsa olmazlardandır. En çok kullanılan serbest askı sistemi MacPherson sistemidir.


  4. Ugoncu07 liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Auto Hold ve Elektromekanik Park Freni   
    Merhaba Değerli Hocam;
    Kanaatimce sabırsız bir yapıdasınız  ve tamamını okumaktan sıkılırsanız sadece koyu renkli yerleri okuyunuz yok ben hem eğleneyim hem de bu arada bilgileneyim derseniz sonuna kadar ve tüm yazılanları okumanızı öneririm.
    Sizi daha fazla bekletmeden ben Auto Hold ve Elektromekanik park frenini anlatmayı deneyeyim...  Beceremezsem burada pek çok hocam var daha diye içim de rahat....
    Auto Hold her kontağı açtığınızda otomatik olarak devreye giren ve devrede olduğunu yeşil ışığının yanıyor oluşundan anladığımız, aracın ileri ya da geri kaymasını engelleyen sistemdir. Gereken durumlarda üzerine basarak devreden çıkartabiliriz. (söz gelimi çok sıkışık trafikte tampon tampona yokuş yukarı ya da yokuş aşağı pozisyonda durmak zorunda kalırsak, öne doğru hamle yaparak öndeki araca çarpma riskini ortadan kaldırmak için olabilir. Ancak ben aradaki takip mesafesini biraz daha geniş tutup  Auto hold'u devrede tutmanızı öneririm.) Kontağı kapattığımızda ise devreden çıkarak benzer işlevini  elektromekanik park frenini'ne devreder.


    Auto hold devredeyken;
    İster yokuş aşağı isterse yokuş yukarı, siz aracınızın içinde ve araç çalışır durumda (start stop'unuz motoru durdursa bile ki aşırı bir eğim algılarsa start stop devreye girmeyecektir.)ve kemeriniz takılı ve de kapılar kapalıyken aracınızı bulunduğu pozisyonda tutar... Yani aracın öne veya geriye kaymasını önler... Bunu mevcut fren sisteminiz kullanarak ve dört tekerleği de kavrayarak tutmak suretiyle yapar.
    Bu pozisyonda yukarıdaki koşullar geçerli olduğu sürece durur.(Eski nesil adıyla Hill Holder'dan farkı da budur. Hill holder ancak belli bir süreliğine bunu yapar.) Daha önceleri bu lükse sadece lüks araçlarda "hill holder" sahipleri ve otomatik vites sahibi mutlu azınlık sahipken artık standart tüm golf sahipleri bu duyguyu hissedebilsinler diye Alman mühendisler kısa süreli aracın kaymasını önleyici ve çok pahalı Hill Holder'i geliştirerek Auto Hold'a dönüştürmüşlerdir.
    Fren pedalımızın iki kademeli olduğunu ilk kademesinin aracı kaymadan yerinde tutmaya yaradığını fark ettikten sonra şu Alman mühendislere bir kez daha hayran oldum. Dolayısıyla Freni hassas kullanmaya alışırsanız Auto Hold devrede  olmasına karşın aktive etmeden fren yapmayı da öğrenebilirsiniz zamanla.
    Kısaca acemi şoförler için ideal, usta şoförler için gereksiz bir özelliğe sahip tuştur. Çünkü siz aracı, ileri ya da geri, harekete geçirecek gücü sağlayıp ara. hareket edecek duruma gelmeden aracı olduğu yerde tutacağından yokuş yukarı aracınızı stop ettirme derdiniz kalmayacaktır.
    Ancak gerek mantığımız, gerekse kılavuz kitapçık buyurur ki;
    "aracı yarım debriyaj tabir edilen kavrama durumunda uzun süre tutmak hem aktarma organlarına zarar verecek hem de ömürlerini kısa sürede tamamlamalarıyla sonuçlanacaktır."
    Bu arada bir ayrıntı daha...
    2012 Şasilerde öne doğru yerleştirilmiş bu tuş grubu; yapılan geri bildirimlerle olsa gerek tehlikeli adledilip, tespih kıvamında özellikle elektronik park freni tuşuyla ( kol dayamanın hemen bitiminde olduğundan) oynayanlar ve çocuklu ailelerde "hımmm bu neye yarıyormuş bakalım" diyen gözleri ve elleri fer fecir okuyup yazan; ebenlerine de sabır dilediğimiz çocuklardan korumak adına  veya çocukların şimdilerde hiç duymadığı büyüklerimizin bize bolca ettikleri "elleme bozcaksın" sözündeki gibi araç hareket halindeyken ilk kez çektiğinizde sonuçları hakkında fikir vermek adına kısa süre frenler devreye girerken iç mekanda bir sesli uyarıya MFA yani kadranlar arası göstergede bir uyarı belirir. Sonrası ise ABS siz yerleri kazıyan lastiklerin sesi.
    Gelelim Auto Hold tuşunun önünde yer alan ve çekilerek kullanılan elektromekanik park freninin Üzerinde şu işaret vardır ((P)) yani ki yeni nesil, son teknoloji el freni.... Ama biraz daha fonksiyonlusu... açıklayayım.. İlk olarak Auto Hold devredeyken;  emniyet kemerinizi çözdüğünüzde, sürücü kapısını açtığınızda ya da kontağı kapattığınızda otomatik olarak devreye girer veya manuel olarak da devreye sokulabilir.
    Auto Hold kapalıysa kontağı kapattıktan sonra elle  elektronik park frenini manuel olarak devreye sokmak suretiyle de kullanabilirsiniz. Devreden çıkması içinse kemerin takılı olması kapıların kapalı olması ve ayağınızın frenin üzerinde olması zorunludur. Bu üç şart sağlandıysa manuel olarak devreye soksanız dahi, yani Auto Hold kapalıyken  ayağınız frende ve basılı olduğu esnada düğmeyi aşağı doğru bastırarak devreden çıkartabilirsiniz.Yapılan son güncellemeyle artık manuel olarak devreye sokmuş dahi olsanız ve Autohold kapalı dahi olsa vitese takıp yürümek istediğinizde ilk anda tutuyor ama ikinci kez yüklendiğinizde veya ikinciye gerek kalmadan serbest bırakıyor.
    Araç durmaktayken sürücü tarafındaki emniyet kemerini çıkarttığınızda ya da kapıyı açtığınızda eğer daha önce elle devre dışı bırakmadıysanız otomatik olarak devreye giren ve araç çalışır haldeyken sadece vitese takıp gaz vermenizle devreden çıkan elektrikli park frenidir. Ki bunu da eski usül geri geri gelirken arkada ne kadar mesafe kalmış diye eğilip bakmak maksatlı kapıyı açar açmaz zınk diye yeri kazıyarak durmamıza sebep olabileceğini de şimdiden size denemenize gerek yok diye kesinlikle saflık değil de  cansiperane bir edayla diğer üstadlarımız gibi ben de denedim.
    Kötü haber, virajın tam ortasında şeytanın aklınıza soktuğu "Yav bakalım bu kitapçıkta yazan (ABS, XDS, EDL den bahsederek) üç harfli uyduruk teknolojik şeyler işe yarıyo mu?" deyip de  Allah ne verdiyse asılıp aracın arkasını kaydırabileceğiniz ve arkadaşlarınıza "el mi yaman bey mi yaman" gösterebileceğiniz fırsattan yoksunsunuz demektir.
    Aslında bir kötü yanı da, aslen performans için üretilmiş araçlarda  varlığı halen korunan mekanik "el freni" kontrollü biçimde aracın ağırlık dengesini değiştirip hani şu ecnebilerin "Drifting" dediği olayın ilk adımını kendi çapında gerçekleştiren Yağız Türk gençlerinin performans için elden geçirdikleri esnada feleğin de çemberinden gani gani geçirilmiş Doğan görünümlü Şahin'lerinde en nazik tabiriyle aracın arkasını kaydırarak sokak aralarını imkansızlıktan piste çevirme olanaklarını da elden aldığı için esefle kınanmaktadır..... Ayrıca Amerikan yasalarına göre henüz bu teknoloji güvenli kabul edilmediği için; muhtemelen sonra bunu dava edeceklerine yönelik şüpheleri olduğundan halen mekanik el freni kullanmaya devam etmektedir.
    Ancak yurdumuzda sadece yaramaz çocuklar yok... ve araç hareket halindeyken merakına yenilip bu tuşun işlevini yerine getirip getirmediğini deneyen yetişkin sürücülerimiz de var. "Araç hareket halindeyken acaba nasıl olur?" diyerek denemiş cesaret sahibi kişilerden bahsederken isimlerini Zatı muhteremler olarak değiştirsem de forumun tozlu sayfaları arasında yerlerini almış satırlarda deneyimlerini paylaşan ve bizi denemekten kurtaran "cesaret" timsalleri ve hayat kurtarcılarımızın önünde bir kez daha eğilerek saygılarımı sunuyorum. Çünkü bu kişiler elektromeknik park freninin aynı zamanda aracın sağ salim durdurmaya yetecek denli kuvvetli bir icat olduğunu aktarmışlardır....  O halde nasıl oluyor da araç çalışır durumda frene basmadıkça devreden çıkartılamıyor da araç çalışır durumda ve hareket halindeyken devreye giriyor diye sorarsanız yanıtı şöyle: Ola ki fren sistemi zarar görürse ya da sürücü ek bir fren gücüne ihtiyaç duyarsa bu fren sisteminin tuşunu ilk çektiğinde sistem önce kısaca arka tekerlekleri kilitleyip bırakarak aynı zamanda uyarı sesiyle sesli biçimde uyarı vererek frenleri bırakır ancak 3 saniyeden uzun çekili tutarsanız "Acil fren destek sistemi" olarak devreye girerek aracın arka tekerleklerini siz çekili tuttuğunuz sürece kilitler ve dolayısıyla lastikler asfaltta sağa sola dalgalı izler bırakarak  aracı durdurmaya ant içmişçesine kendisini tüketmek uğruna bu zorlu lastikler için intihar anlamına gelengörevini yerine getirir. Diğer bir deyişle  hidrolik fren sisteminden bağımsız olarak bir elektrik motorundan tahrikle çalışan bu sistem frenlerin de bağlı olduğu hidrolik sistemin olası arızasında Acil durum fren sistemi olarak kontrollü biçimde durmanızı sağlamaktadır.
    Kılavuz kitapçıkta, elektronik park freninin  kullanılması için emniyet kemeri tokalı ; pardon; takılı ve araç kapılarının kapalı olduğu durumda otomatik olarak aktive olan bir fren olduğundan bahsetmektedir.
    Eğer kemeriniz takılı değil kısa mesafe park manevrası yapıyorsanız Auto hold'un zırt pırt devreye girip sizi çileden aracı yoldan çıkartmasın diye aracın içerisine koydukları o tuştan veya elektromekanik park frenini ayağınızı frende basılı tuttuğunuz esnada tuşuna da basarak devreden çıkartabilirsiniz de...
    Üstatlardan bazıları teknolojinin bu denli hayatımızı kontrol etmesine karşıdır ve araca biner binmez ilk işleri (bilinç altlarında güvenli buldukları davranışlarını sürdürmek suretiyle) eski alışkanlıklarını devam ettirmek adına bu tuşları devreden çıkartmakta ve bunun gerekli hatta zorunlu olduğunu düşünmektedirler ki; fikirlerin hepsine saygılıyız....
    Bu arada "buzdolabının ışığı kapısını kapatınca boşuna yanıyo mudur?" diye merak eden efradın torunlarından biri olarak her iki tuşun da işlevini yerine getirmeye devam ettirmesine rağmen kontağı kapattıktan 1 dk. sonra göstergedeki diğer ışıklarla beraber ışığının kapandığını test etmiş bulunmaktayım.
    Bazıları pratik kaygılarla bu tuşları işlevsizleştirmek için çözümler aramaktadırlar. Sundukları gerekçeler son derece sağlamdır:
    1. Lüzumsuz fren balatası israfı ve fren sistemi zorlanmasını engellemek için
    2. Gaz vermeden devreden çıkmadığı için lüzumsuz yakıt sarfiyatını engellemek için
    3. Sıkışık trafikte veya park manevrası yaparken sıkışık bir alanda sıçrayıp öndeki araca çarpmamak için
    Son bir sözüm daha var...
    Eğer sadece koyu renkli (Bold) yazıları okuduysanız, kesinlikle sabırsızsınız ve cevabın eğlenceli kısımlarını kaçırdınız ve bu kocaman hayatın satır aralarında gizli asıl lezzetini de hiç tatmamış, dahası ıskalamış olmanız muhtemeldir. Ancak daha önemlisi bu yazıda sadece koyu renkli kısımları okuyacak denli sabırsızsanız kemerinizi de takmayacağınızı varsayarak, ama dikkat!Auto Hold'u mümkün olduğuncaelle devreden çıkartmayınız uyarılarını kulak ardı edip tekrar elektromekanik park frenini manuel olarak devreye almadan aracı terk etmeniz kuvvetle muhtemel olduğundan aracınız da Allah'a ve fizik kurallarına emanet olacaktır 
    Saygılarımla; bu kadar uzun yazdığım ve bu esnada sizi sabırsızlığa sevk ettiğim için anlayışınıza sığınır, af dilerim.
  5. Mmt0634 liked bir konuya yazdı : by silvershadow in İşte Benim Golf'üm.   
    İster kar olsun ister buz...
    Yüreğimizi ısıtan bir tutkudur o..
    Yasin Hocamın Kar Aslanı..



  6. agacmalzeme liked bir konuya yazdı : by silvershadow in İşte Benim Golf'üm.   
    @zmarit nickli Hocamı Objektifinden...


  7. agacmalzeme liked bir konuya yazdı : by silvershadow in İşte Benim Golf'üm.   
    İster kar olsun ister buz...
    Yüreğimizi ısıtan bir tutkudur o..
    Yasin Hocamın Kar Aslanı..



  8. agacmalzeme liked bir konuya yazdı : by silvershadow in İşte Benim Golf'üm.   
    Emir Hocamın Lastik Rendesi ACT'[email protected]



  9. onurolgun liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Golf 1.6 TDI 90 PS yakıt tüketim verileri   
    Golf 1.6 TDI  90 PS................................Midline Plus


    Orijinalden alıntı:  ekrem54
      fotoğraftaki benim aracım 1.6tdi mid. plus 5ileri. Can sıkıntısından denemek amaçlı yaptım istanbul izmit arası otobanda denedim. yaklaşık 70km gibi gitmeye çalıştım yola rampaya ayak uydurdum komik bi rakam yakaladım ben bile şaşırdım :s
    Araçta cc yok ilave tek şey oto kokusu

  10. Bink liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Golf 7 Fabrikasyon ve kronik arızalar linkli listesi   
    Konulara link eklendi.
    Detaylar için üzerine tıklamanız yeterli.
    1.  koltuk kumaşlarında yıpranma ve tiftiklenme (Garanti kapsamı dışında)
    2. 2015 Modellerde 6.5" Ekranlarda; kararma, Trip km.si sıfırlama(yazılım yüklenerek çözülüyor)
    3. Farlarda ve sislerde buğulanma(Bu bir Arıza değildir)
    4. Sürücü tarafındaki sileceğin iz bırakması(ilk aldığınız aylarda giderseniz garantiden çözülüyor)
    5. Arka sileceğin su püskürtmesinden sonra su sızdırması(serviste garanti kapsamında çözülüyor))
    6. Motordan/konsoldan gelen kuş veya ıslık sesi(Bu ses sorunu turbo yay kıskacı takılarak giderilmiştir))
    7. İlk çalıştırmada motordan veya konsoldan gelen su sesi (Bu bir arıza değildir)
    8. Kabine su alma problemi( 2012 ve 2013 Modellerde)
    9. Fren Disklerinin paslanması((Bu bir arıza değildir)
    10. Havaların soğumasıyla artan süspansiyondan gelen sesler (Serviste lastik burçlara özel bir yağ sürülüyor) 
    11. Arka taraftan gelen lok lok benzeri sesler (Serviste çözülüyor)
    12. Direksiyonda çatlama  (garanti kapsamı dışında ama kimi zaman garantiden değiştiriliyor)
    13. Direksiyonun derisinin kolaylıkla çizilmesi (Maalesef çözümsüz dikkat etmek gerekiyor.)
    14. Yolcu tarafındaki güneş siperliğinden gelen tıkırtı ve trim sesi (Garantiden değiştiriliyor)
    15. Benzin deposundan gelen lıkırtı. (Sadece depo doluyken gelir)
    16. Manuel araçlarda 1. vitese zorlanarak geçmesi.  (Bu bir arıza değildir. )  )
    17. TSI motorlarda yağ eksiltme Problemi (Maalesef çözümsüz rodaja dikkat etmek gerekiyor.)
    18. DSG'li araçlarda bozuk yolda duyulan Zincir Şıngırtısı (Bu bir Arıza değildir)
    19.DSG'li araçlarda auto hold'un kaydırması problemi (Bu bir Arıza değildir)
    20.2012 ile 2013 Model DSG'li araçlarda Güncelleme ve Yağ değişimi
    21. 1.2 TSI ile 1.6 TDI' larda egzantrik milini değişimi (15E7) (Serviste garanti kapsamında değişim yapılıyor.)
    22. Depo şamandıra arızası(2012 ve 2013 modellerde)
    23. 2015 Model Basic Bi-Xenon farlarda mercek lekelenmesi veya kararması
     
  11. Emir48 liked bir konuya yazdı : by silvershadow in ANKET- Golf 7 Manuel mi? Yoksa DSG mi?   
    Benim 1.2 TSI'ı tercih  etmemdeki ana nedenlerden biri geçmişte kendisinden bahsetmekten pek de gurur duymadığım karanlık günlerim...
    Otobanda basmanın delikanlılığa halel getireceğinden protesto ederek 132 km'lik sınırını aşmadığım
    fakat henüz bölünmüş yollarımız yokken sanırım acil durumlarda savaş uçaklarının inişi için yapılmış nadir güzellikteki düzlükte maksimum 4 araç genişliğindeki yolda;
    arkasından gelene bakmadan sollamaya çıkan 1972 Renault TSI sürücüsüne çok da kızamıyorum...
    Hayal meyal bir hayalet kadar görünmeyecek hızda olduğumdan hoş  baksa da göremeyeceği için...
    Ama passat TDI'ın hız göstergesinin sağa devrilip sanırım o sıralar sağ ayağımın ayarı henüz olmadığı için kalkamadığı sırada...
    Aynı anda karşı şeritte hatalı sollayan bir kamyon sürücüsüne karşı aynı affedicilikte olamayacağım...
    Gördüğümde aslında her şey için çok geçti... son bir kararla en solda düşük olmayan bankete iki tekeri indirip 3 arabayı aynı anda solladığı için sollama rekorunu kırmış olabilirim
    fakat aynı zamanda kendi hayatını yerde görüp eğilip almaya değer bulmadığınız 1 kuruş misali ucuza harcadığı için değil de; diğer insanların hayatını hiçe saydığı için cehaletin verdiği cesaretin kararttığı gözlerimle seçemeyip kahranmanlık sandığım ama aslında tecrübe ettiğimin "dallamalığın dibi" olduğunu anlamayacak kadar tecrübesizliğimi tecrübe ettiğim günlerdi.
    Ve o günler ki;
    İzmir'den sabaha karşı 05:00'te çıktığımda saat 09:15'teki sabah kahvaltısına bir depodan bir çeyrek depo eksik benzin yakarak yol aldığım günlerdi.
    Hatta sonraki yaşantımı mümkün kılan, Hikayesini yazdığım hız sevdamın katiliyle müşerref olduğum, İzmir/Antalya istikametinde 6-7 km yarıçaplı solunda çakıl ocakları olan sağa geniş tatlı virajın  olduğu yollardır onlar.
    Tecrübemle sabittir...
    Altında varsa basarsın...
    Arada bir şeytan mı dürtüyor diyelim kan mı kaynıyor diyelim artık ne derseniz..
    ama yoksa da sadece yazıklanırsın ama daha az risk alırsın Hocam.
    Olmadı 6. viteste 2500 devirden sonra Bluemotion'un kaçınılmaz olarak artan sesi sana hızlı gidiyormuşsunuz efekti verir veya hızlı gittiğini hatırlatır...
    Bluemotion candır..
    Ancaak lükse kaçmaktan kaçınan değerli dostumuzu  ACC'nin şimdilik DSG'li araçlara alınabildiğini hatırlatır, Doğuş'un manuel araçlara da bir dönem verdiğinden tekrar verebileceği umudunu canlı tutun isterseniz, belki de 2015'te verebilir bile;
    ancak aslen dur kalk trafikte işe yaradığı ve manuel şanzımanda 30 km/s hızların altında otomatik olarak devreden çıkacağından düşük hızlardaki sürüşleri ve ani fren ihtiyaçlarını karşılama işlevini yerine getiremeyeceğinden asıl alınış amaçlarından ikisini yerine getiremeceğinden alınmasının ne kadar mantıklı olacağını siz değerli hocama aktarmak zorundayım... Kısacası DSG ile ACC ikisinin bir arada olduğunda anlamlı ve çok işlevli..
    %65 karartılmış arka ve arka yan camlar opsiyonel olarak alınabiliyor ve fiyatı da çok uygun. Pek de bahsi geçmez ama karartılmış camlar aracın iç ısısının yükselmesini engellediğinden soğutma/havalandırma ihtitacını azalttığından ekonomik olduğu da bilinmelidir....
    Son sözünüzle beni üzüntüye sevk ettiniz.
    DSG büyük risk değil hocam..
    Bu algıyı yaratan;
    bizim algıda seçiciliğimiz olduğu kadar "şikayetim var." diyen isyankarların, mağdur edebiyatının klasiklerini yazan yazarların bulunduğu yerlerde okunanları tebrik etmeli...
    belki de bu söylentileri çıkartan diğer markaların pazarlama stratejisi yöneticilerini.
    Ben sorun yok demiyorum..
    Ancak abartıldığı kadar yok diyorum.
    Forumda tanıdıklarımdan başkasının yok arkadaşımın DSG'si patladı yok kuzenimin DSG'si çatladı  diyenleri ciddiye almıyorum.
    Allah aşkına bir tanesi servis faturasını mesajına eklesin de biraz ikna edici olsun..
    Çamur at izi kalsın atasözünü hatırlıyorsanız burada gerçekleşen durumun en güzel özeti olduğunu  söylememe bilmem gerek var mı?
    Ben kendilerine yalan söylüyorlar demiyorum diyemiyorum onlar kadar rahat değilim ithamda bulunmak konusunda ve bunu kendime yakıştıramıyorum.
    ama her söylenene inanmayın diyorum karalama politikası da olabilir.
    Bu konuda çok yazdım çizdim. Ama şu kadarını söylemeliyim..
    Nasıl ki edepli terbiyeli olanlar toplumda çoğunluktaysa ama bu çoğunluk yine karakterleri gereği sessizdir.
    Ancak kusurdan hatadan medet umanlar sus payı verirler diye sağa sola diş ve tırnaklarını geçiren vahşi, saldırgan kişilerin azınlık olduğunu bilmeli...
    Fakat sesi çıkartan veya sesi çıkan her şey haklı veya doğru değildir.
    Bu şanzımanların hangi koşullarda kullanıldığını bilmiyoruz... Çok kötü kullanılmış da olabilirler, eğer bilinçsiz ve kıymet bilmez kişilerin elindeyseler..
    Söz gelimi yokuş yukarı sıkışık trafikte yarım debriyaj manuelde kavramanın, otomatikte  DSG'nin katilidir.
    Sırf bunun için geliştirilmiş Auto Hold teknolojisini kullanmak yeterli...
    Ama bunun için emniyet kemeri takılı olmalı.
    Şimdi soruyorum size; bir çoğunda kafaya takılmayacak denli önemsiz ama bir dikkat edin kaç kişide kemer kaç kişide kemer tokası takılı?
    Hakkını aramak konusunda son derece bilgi ve deneyim sahibi olan kimselerin pek çoğunun;
    aslında bu şanzımanı doğru koşullarda kullandıklarında arıza vermesinin mümkün olmayacağını kullanan büyük ama sessiz çoğunluğa baksalar görebilirler sanıyorum.
    Yoksa Volkswagen nasıl olur da bunca yüksek imajını zedeler veya bile bile sürekli sorun çıkartan bir şanzımanı araçlarına takıp dertsiz başına dert ve masraf alır?
    Aslında kendi kusurlarını örtmek üzere ve kendisini haklı çıkartmak için ortalığı birbirine kattıklarını da düşünmüyor değilim...
    Daha kötüsü kullandıkları kelimelerin seçilişine bakarak kin ve nefretin edebiyatını yapanların bizlerin araçlarımızı araç olarak görmeyip hayatımızda bir değer ve anlam vermek suretiyle yer veren kişilere zarar verebileceklerini düşünüyorum dahası..
    Kısacası keyfinizi kaçırmayın, kaçırmalarına da izin vermeyin kolayca...
    Benim imkanım olursa DSG alacağım.. Teknoloji ve medeniyetin meyvelerinden... ve ben bu meyvenin tadına baktıktan sonra kararım verdim..ilk fırsatta ona sahip olmalıyım.
  12. Recep Gül liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Hayatında ilk kez otomatik vites ve dahası DSG kullanacaklara kılavuz   
    Hayatınızda ilk kez otomatik vites ve dahası DSG kullanacaklara kılavuz:
    Güzel bir başlangıç olsun dilerim.
    Hayatınızda ilk kez otomatik vites ve dahası DSG kullanacaksınız.
    Size bu kılavuzu kimseye sormaya çekindiğimiz herşeyi yanıtlamak için yazıyoruz. 
    Yazarımız DSG kullanıcısı olarak değil deyim yerindeyse DSG lerin hatalı kullanımı veya fabrikasyon arızası sonrası gittiği meşhur bir DSG hastanesinde doktor...  Yani kullanıcı değil tamiratinda 8 yıldır çalışan Emrah ustamız...
    Söz sizde...
    1. İlk olarak  koltuğa oturun  koltuk ve aynayı kendinize göre ayarlayın. 
    2. Kontak anahtarını yerine takın 
    3. Kontağı çeyrek tür çevirerek marşı basmadan önce aracın ısınması ve hazırlıklarını tamamlaması için ışıklarının sönmesini bekleyeceğiz. 
    4. Sadece bu iki ışık kalana kadar bekleyip sonra ayağınızı fren pedalına basarken kontağı yine çeyrek tür çevirip bırakıyoruz. Akıllı kontak olduğu için  Diğer araçlardaki gibi basılı tutmanız gerek yok kontak anahtarını. 
    5. P konumundaki vites kolunun üzerindeki düğmeye baş parmağınızla basarak ayağınızı fren pedalına basılı tutarak kendinize göre yavaşça çekin.
    6. Geri gidecekseniz R yazan yere getirin.
    7. İleri gidecekseniz D konumuna getirin.
    8. Daima sağ ayağınızı kullanacağınız için sol ayağınızı ayak dayama kısmına bırakın ve bu ayağınızı araçtan inene kadar unutun
    9.Yokuş yukarı veya yokuş aşağı ile araç yüklüyken hariç fren pedalını an ayağınızı kaldırdığınız anda araç yavaş yavaş  hareket etmeye başlayacaktır. gaza basmaya gerek yoktur.
    10. Yokuş yukarı veya yokuş aşağı ile arac yüklüyken  hafifçe gaza basmanız aracın kararlı biçimde ilk hareketini sağlayacaktır. 
    11. Yokuş inerken vites yükselmesini istemiyorsak frene hafifçe basmanız yeterli.
    12. Vites kutusu bir an önce en yüksek vitese çıkmak üzerine programlı olduğundan gaz tepkileri yavaş olacaktır. Sollamalarda veya hızlanma ihtiyacı hissedince iki kademeli olan gaz pedalına sonuna kadar bastığınızda ikinci kademe devreye girerek kick down denen bir veya bir kaç vites birden düşürüp torkun daha kuvvetli olduğu devirlere sizi çıkaracaktır.

     
    13. Sıkışık trafikte vitesin hemen 2 vitese geçerek kavramayı bitirmesini önlemek için vites kolunu sağ tarafa
    manuel konuma ve 1.vitese almalıyız.
    14. S modu daha yüksek devirde vites değiştirme yaptığı için uzun süre kullanımı halinde vites kutusunda ısınmaya ve erken yıpranmaya yol açacağı için uzun sürelerde kullanılmamalı.
    15. Seyir halindeyken ASLA N veya R veya P konumlarına almaya kalkışmayınız.
    16. Seyir halindeyken vites kolunun üzerinde elinizi tutmayınız
    17.Seyir halindeyken Vites kolu sadece S ile  triptonic veya tiptronic denen manuel moda geçirilebilir. 
    18. D veya S modda vites kolu sağa doğru itilerek yuvasına geçmesiyle Tiptronic veya Manuel moda geçilir. Bu modda vites kolunu ileri veya geri çekerek ya da direksiyonun iki yanındaki kulakçıklardan motor devrini kendiniz ayarlayarak vites değiştirmenize olanak sağlar. Soldaki kol - tuşunu kendinize doğru çekince vites küçültür, + tuşu ile vites büyütür.
    -Manuel olarak vites küçültülürken, şanzıman ancak motor devri aşırı yükselmeyecekse vitesin küçültülmesine izin verir. Hızlanma sırasında şanzıman, izin verilen maksimum motor devrine ulaşılmadan kısa bir süre önce otomatik olarak sonraki vitese geçer.
    -Bu moda sadece hareket halindeyken geçebileceğinizi unutmayın. sağdaki tuşa bir saniyeden uzun süre basmanız durumunda Tiptronic moddan D moduna geçiş yapılır.
    -Vites değiştirme mandalları belirli bir süre kullanılmazsa ve vites kolu tiptronic vites yolu içinde değilse, tiptronic modundan otomatik olarak çıkılır.
    19. Kısa süreli duraklamalarda N ye aldığınızda Auto Hold devreden çıkacaktır aman dikkat.
    20. Tekrar P konumuna almadan kontak anahtarı yerinden çıkmayacaktır.
    21. Uzun süreli duraklamalarda ve park ettiğinizde aracı P konumuna almalısınız.  
    22. Aracı kısa ya da uzun süreli park ederken, fren ağırlığının dsg şanzıman üzerinde kalmaması amacıyla; Direkt P'ye almak yerine Doğru park yöntemi:
    *önce N'ye alıp
    **sonra elektromekanik park frenini çekerek aracın yükünün frenlere binmesini 
    ***En donunda P'ye alarak stop etmek. 
    DSG şanzımanın ömrü için olumlu bir uygulama olarak geçiyor bu park etme yöntemi.
  13. grdrx liked bir konuya yazdı : by silvershadow in DSG ve Manuel Şanzıman oranları (Euro 5)   
    Manuel ile DSG Şanzıman  oranları (Euro 5 Motor )
    Şanzıman Tipi : manuel
    Şanzıman Kademesi 6
    Aktarma önden
    1. Vites Oranı 3.615
    2. Vites Oranı 1.947
    3. Vites Oranı 1.281
    4. Vites Oranı 0.973
    5. Vites Oranı 0.778
    6. Vites Oranı 0.646
    Maksimum Hız(km/s) 203
    0 - 100km/s Hızlanma(sn) 9.3
    Şehir İçi Yakıt Tüketimi (lt/100km) 6.6
    Şehir Dışı Yakıt Tüketimi (lt/100km) 4.3
    Ortalama Yakıt Tüketimi (lt/100km) 5.2
    Menzil (km) 962
    CO2 Emisyonu (gr/100km) 120
    Çevre Standardı : Euro5
    Enerji Seviyesi C
    ****************************************************************************
    Şanzıman Tipi.............:çift kavramalı otomatik (DSG)
    Şanzıman Kademesi..: 7
    Aktarma.......................:önden
    1. Vites Oranı 3.765
    2. Vites Oranı 2.273
    3. Vites Oranı 1.531
    4. Vites Oranı 1.122
    5. Vites Oranı 1.176
    6. Vites Oranı 0.951
    7. Vites Oranı 0.795
    Maksimum Hız(km/s) 203
    0 - 100km/s Hızlanma(sn) 9.3
    Şehir İçi Yakıt Tüketimi (lt/100km) 6.2
    Şehir Dışı Yakıt Tüketimi (lt/100km) 4.3
    Ortalama Yakıt Tüketimi (lt/100km) 5.0
    Menzil (km) 1000
    CO2 Emisyonu (gr/100km) 116
    Çevre Standardı : Euro5
    Enerji Seviyesi B
  14. dresoo liked bir konuya yazdı : by silvershadow in ANKET- panoramik açılır cam tavanı nasıl bilirsiniz?   
    Değerli Hocam;
    Çok güzel fikir bunu oylamak.
    Bana kalırsa da almak isteyenlerin merak edeceklerinin başında gelir buradaki seçeneklerden hangisinin tercih edildiği.
    Benim itirazım kişisel görüşüm olduğu için cam tavan konusunda yazılmamalıydı.
    Mutlaka zevk meselesi tıpkı renk gibi.
    Burada yazmakta özgürüm sanırım.
    Karşı çıkma nedenlerim:
    1. Bu aslında güneş ve ışık fakiri Avrupa ülkeleri için icat edilmiş olmalı  ya da Asla üstü açık bir araç kullanma zevkini tadamayacak olanlar için. Malum onlarda yaz aylarında 10 derecenin üzerine çıkmayan İskandinav ülkeleri var.  Bize uygun değil çünkü yılın 350  günü güneşli ve bu sera etkisi yaratan cam tavan nedeniyle perde kapalı da olsa standart tavandan daha fazla ısınacaktır aracın içi. bunun yaratacağı konfor eksikliği yanı sıra standart bir araçtan daha fazla ısınacağından soğutmak için fazladan yakıt tüketimi anlamına gelecektir.
    2. Şasi rijitliğine zarar vereceğini düşünüyorum. Yapılan tüm testler ve dayanım deneyleri tavanın yekpare olduğu modellerde deneniyor. Bir kasise veya çukura girince şaside meydana gelen gerilim tavan tarafından dengelenir büyük ölçüde. ve germe veya sıkıştırma ya da burulmaya karşı sac malzemeye sahip tavanın vereceği tepki ile ortasında kocaman bir boşluk olan tavanın vereceği tepkiler aynı olmayacaktır.
    3. Eklenen ekstra ağırlık. Lüzumsuz bir ağırlık eklemesi olduğunu düşünüyorum. Sanırım 5 yılda yarım cam tavan parası da yakıta fazlada ödenmekte.
    4. Toz alması. Benim gibi aşırı titiz ve cam açmamak için adeta ant içmiş birine o kocaman açıklık adeta kabus gibi bir şeydir.
    5. Güvenlik. Biliyorum paranoyakça  ama bu olasılıklar aklımdadır hep. Bu nedenle hayata benim gibi bakmayanlar için buradan sonraki kısım spoiler
    Kaza anında temperli cam olduğu için mutlaka parçalanacaktır. Eğer lamine camsa dahi parçaları savrulacaktır. Bu yüksek hızlı keskin cam parçaları ekstra tehlike anlamına gelir.
    Öte yandan araç su içerisine düşerse aracın içerisine su girecek bir başka açıklıktır.  Buradan acil durumda kaçış mümkün müdür? Bildiğim kadarıyla bu tavanın yekpare olarak çıkmasını sağlayan bir buton veya kol yok. Su içerisine düşülünce ne olduğunu anlayıp kaçmak gerektiğini fark edene kadar geçen o kıymetli saniyelerin azalması anlamına gelebilir.
    Öte yandan artıları kesinlikle vardır:
    Yıldızların altında seyahat etmek, fazladan giren ışıkla aracın içerisinin daha ferah görünmesi ve sigara içenlere paraşüt etkisi yapmadan hava sirkülasyonu sağlamak gibi.. Bunlar arttırılabilir ve sevenleri tarafından haklı olarak arttırılacaklardır da...
  15. Tamer liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Doğru Lastik Basınçlarının Önemi   
    Doğru Lastik Basınçlarının Önemi:
     
     
    Lastik basınçlarının ne denli önemli olduğunu anlayabileceğimiz deneyimler standart kullanıcı olarak yaşamamız zor.
    Hatırlarsanız Dunlopların kolay koptuğundan bahsettiğinde, limitleri  sonuna kadar zorlamasından ötürü sorun yaşamış olabileceğim akla gelebilir ve limitlerin yanına bile uğramayan benim gibi sakin kullanıcılara özgü bir sorun olamayacağını düşünüyorum demiştim.
    Fakat büyük konuşmuşum....
    Yalnızca ve yalnızca 30-40 km gibi oldukça düşük bir hızda yaşadığım önüme çıkan bir araçtan kaçmak mümkün olmadığından sert frenle durmaya çalıştığımda kıl payı atlattım bir kazayı...
    34 psi basınç altında lastikler kamburlaşacak ve normal koşullar altıda her biri için avuç ayası genişliğinde zemine temas eden lastiklerin artık ancak yarısı kadar alana temas edebiliyorlar anlamına gelir.
    Dolayısıyla, her kadar düşük hızlarda yapılsa da;  sert fren  veya tıpkı geyik testinde olduğu gibi düşük hızlarda kaçma manevrası yapmak zorunda kaldığımızda:
    ABS ve ASR'nin gösterge ekranından size kumarahanelerdeki slot makinaları misali yanıp sönmesi havadan sudan bahanelerle yaşamımızı rest deyip ileri sürdüğümüz bir kumar oynadığımızı fark etmediysek;
      Aynı anda ayağınızın altında tatlı tatlı titreyen fren pedalının "yahu şu Alaman Hanslar ammada yapmışlar, hadi koltukları anladım ayaklara da mı masaj yapan pedal yapmışlar?"  diyerek sağ ayak masajı olduğunu düşünüyorsak...
    Normali 29 olan ve tamamı zemine basan lastiklerin yere temas alanını neredeyse yarıya düşürüp adeta bisiklet kadar genişlikteki yer tasarruflu stepne ile yol aldığınızdan haberiniz yoksa....
    Yerli yabancı ayrımcılık gözetmeden metallerin sevgiyle sımsıkı kucaklaştığını;
    hatta cam ve plastiğin araya kaynak yapmak isteyince kabul görmediklerinde kalpleri gibi kırılıp döküldüklerini;
    bu hüzne dayanamayan narin radyatörün hemen su koyuverip ortalığı gözyaşına benzer biçimde suya boğduğunu görerek
    oradan geçmekte olan duygu yoksunu birileri kaza deyip geçerler,
    umursamaz başkaları görünmez kaza diyerek görmezden gelebilirler;
    fakat  bu şiddetli sevgiyi bilmemekten kaynaklanan cesaretin eseri sanan cahil kişiler "küllü cahilin cesurun" sözünün arkasına saklanabilirler.
    Aslında olay havaya giren lastiklerin şişim şişim şişinirken başına gelen aşkın etkisiyle aklının başından, ayağının altından yerin kayması olarak özetlenebilir. 
    Kısacası düşük hızlarda yoldan kopmalar görülürse sürücülerin  ilk olarak suçlamaya alışkın oldukları lastik markası veya cinsini suçlamayı bırakarak onları koşullara uygun olmayan zamanda ve yerde kullanan veya yanlış basınç uygulayarak çaresiz bırakan kendilerinde suç aramalılar.
    Bu normal hızda olanlar... Ya yüksek hızlarda?

    Aslında işin sırrı aerodinamikte...
    Bu güne kadar hep yanlış bildiğimi bilmediğimden doğru bildiğimi bildiğim "uçağın havalanma prensibinin hep kanatların altından geçen havanın kanatları kaldırmasının; tam tersine uçağın kanatları hava tarafından alttan kaldırılmaz ve deyim yerindeyse üstten geçen hava ile vakumlanarak yukarı çekilmesi suretiyle olduğunu öğrendiğimde yaşadığım şoku siz düşünün. İşte ona benzer bir durumdur bu...
    Yüksek hızlarda aracın üzerindeki hava direncinden oluşan sürtünme, hızın karesiyle doğru orantılı olarak artmakta... işte bu  Cw veya Cd denilen sürtünme katsayısı aracın sürtünmeye maruz kaldığı yüzeyle, sahip olduğu hızla daima bağıntılıdır. Bu durumda 40 kilometreyi aşan tüm hızlarda ama özellikle yüksek hızlarda aracın üzerinde oluşan basınç değerlerinin değişmesine bağlı olarak girdap/türbülans aracın üzerinde (tamamen rüzgarsız bir havada) saatte 200 km hızda 80 kg'a eşit bir etkiye sahip olur. Artan rüzgar hızına bağlı olarak bu güç tıpkı yarış araçlarında gördüğümüz örneklerde olduğu gibi bin kilogramı aşan bir aracın tekerleklerini yerden keserek havada takla atmasına yol açabilecek denli güçlü olabilir.

    Karoserin üzerinde oluşan vakum etkisiyle aracın yerle tek bağı olan lastiklerini yerden kesmeye çalışan bu güle güç birliği yapan bir başka etki daha var..
    Bu güç, mühendislik camiasında, yine bu elit kimselerin jargonunda Bernoulli etkisi olarak adlandırılan ve aracın altından geçen ve geçerken türbülans nedeniyle sıkışan havanın altından geçtiği aracı alttan yukarı doğru aracı kaldırma etkisidir. 
    Dolayısıyla; sizlere ecnebilerin uplift veya lift dedikleri downforce'un ikiz ve düşman kardeşini takdim etmiş, tanıştırmış oldum.

    Yüksek hızda havalara giren araç, direksiyonun hafiflemesiyle de hissedilen ve lastik izlerinde de açıkça görülebilen göreceli bir hafifliğe kavuşmakta...
    Elbette bu alttaki araç ve onun gibi doğal yapıları aerodinamik olanlar müstesna...

    Mühendisler bu sorunu aracın ağırlık merkezini düşürerek ve altından geçen havayı azaltarak, yani basıklaştırarak...

    aracın alt kısmında türbülans oluşturacak çıkıntıları gizlemek suretiyle pürüzsüzleştirerek,

    Aracın ağırlığını arttırmadan aracın tasarımını yüksek hızlarda downforce oluşturacak şekilde yapmak ve aynı zamanda bu etkiyi arttıracak yalnızca aerodinamik parçalar ekleyerek.

    Otomotiv teknolojilerinin zirvesi olan F1 araçları ile üzerindeki aerodinamik parçalar aracın maksimum hızda kendi ağırlığının 2.5 katı ağırlığa maruz kaldığını söylüyorlar. Aslında lastik genişliğinin arttırılmasının nedenlerinden biri de işte bu downforce etkisinin yarattığı ağırlığa lastiklerin birim alana düşen ağırlığı belli bir noktadan sonra taşıyamayacağı için alanı arttırmak zorunda kalmak olarak açıklamak mümkün...
    Dolayısıyla sonuç olarak lastik basınçlarının lastiğe doğrudan etkilerini içeren şu aşağıdaki illüstrasyonları da dikkate alarak şunları söyleyebiliriz.

    Yüksek hızlarda ve yüklerde;
    *Başlangıçta Düşük basınç uygulanmış lastikler olduğundan iki yandaki sırtı üzerinde ilerleyen lastiklerin, yüksek hızda havanın karoser ve diğer aerodinamik parçaların etkisiyle, ağırlığı göreceli olarak artan aracın lastiklerine binen yükün etkisiyle orta kısımda sırtlara doğru olan kısımlarda da temasını yitirmesi söz konusu. Dolayısıyla yol tutuş ve fren kabiliyeti önemli oranda azalacaktır. Üstüne, normalde sürtünmeye uygun olmayan kısımları temas ettiğinden hızla ısınacak ve yüksek hızlarda parçalanmalarla karşılaşılabilecektir.
    * Başlangıçta Yüksek basınç uygulanmış lastikler ise daha önce yüksek basınç nedeniyle yalnızca ortadaki kamburlaşan kısmı temas ederken artık lastik yüzeyinin tamamının teması mümkün olur. Dolayısıyla depo kapağında bize uçuk görünen basınçlar normaldir.
    * Başlangıçta normal basınç uygulanmış lastikler lastikler, yüksek hızda ve yüklerde, maruz kaldıkları basınç nedeniyle tıpkı eksik basınç altındaki lastikler gibi içe doğru kamburlaşarak iki yanındaki sırtı üzerinde yola temas edecektir. Isınma ve yıpranma nedeniyle uzun süreli kullanımda yüksek hızda parçalanmalarla karşılaşmak olası.
    Sonuç olarak; depo kapağındaki bilgiler elbette sorgulanmaya açıklar ama uzun yıllar süren test deneme ve tecrübenin sonucu olduğunu akıldan çıkarmamalı.
    Şehir içi kullanımı esnasında limitlerin çok altında kullanım söz konusu olduğu için; elbette standart kullanıcı/sürücü profiline sahip olanlar için kılavuzda ve aracın üzerindeki bilgilendirmeler geçerli ve uygulanması gereklidir.
    Fakat bizlerin çoook yabancı olduğumuz aracımızın limitlerini güle oynaya gele geçe normal kullanım sınırları içerisine dahil etmiş olan kaşifler için...
    100 km hızdan sonra tünel etkisiyle sadece önüne ve gittikçe daha uzağa bakmaya zorlanan, pür dikkat nefesi kesilerek araç süren benim gibilerden farklı olarak
    Kilometre göstergesindeki 0'dan başlayan ve 70 km'ye kadar olan kısmı lüzumsuz olarak gördüğünden görmezden gelen ve bu nedenle 100 km'de 30 km hızda ilerler gibi hareket edenler için değildir sözlerim..
    Yani; Bahsini ettiğim kişilerden başı çeken Emir Hocam, Murat Hocam gibi müstesna ve kendisine sürücü demektense pilot ünvanını hak eden dostlarımız tüm bu sözlerden müstesnadırlar ve üstlerine zinhar alınmasınlar...
    Ayrıca kendilerine 15.000 km'de nasıl lastik bitirilir?, daha 5 bindeki lastik nasıl yüksek hızda kullanılarak lime lime edilir tarzı dersler de verebilecek üstadlardır ve
    kendilerine şu pilotluğun göstergesi, alametifarikası anahtarlıklar da kendilerine takdimimdir.

    Ancak ileri düzey kullanıcılara değildir bu sözlerim; çünkü onlar kendilerince yük, hız, hava,yol ve kendilerine özgü kullanım kriterlerine uygun olarak esnetebilirler bu kuralları..
    NOT(LAR):
    Bu alttakiler bunca ayrıntıyla yetinmeyip kendilerine daha da ayrıntılar arasında eziyet çekmek isteyen  meraklı forumdaşlarım için link vermeyip "Allah kurtarsın" diyorum...
    En alttaki scottish fold cinsi kedi de konumuzla ilgili değil ama reyting toplasın diye

    Aracı teslim alırken lastikler neden hep yüksek basınçlı olur
    raçlar bir ay sürecek transport aşamasında zamanla hava kaybede kaybede yerle bir olacaklardır.
    Lastiklerin yanak formu bozulacaktır bu durumda ve inik gibi gözükecektir normal hava basılsa da...
    Ayrıca orta ve düşük basınçlı lastik daha fazla salınım demektir ki bu durumda transport aşamasında salınımın ritmik/harmonik olması durumunda aracın zarar görmesiyle sonuçlanabilecek bir durumu yüksek hava basıncı ile bertaraf edilebileceği anlamına gelir.
    Dolayısıyla Lastiklerin maksimum basınç sınırı olan 60 Psi'lara kadar şişirilen lastikler yolculuğu sona erdikten sonra son ana kadar bu basınçta tutulur.
    Teslimat aşamasında aracın en çok gözden kaçan kısmı nedense lastik basınçlarıdır.
    Bir iki kez sorarsınız Kontrol ettik derler. ama ilk lastikçi veya benzinlikte kontrol edince yine yüksek çıkar....
    Buradaki hatırlatmam odur.
    Lastik hava basınçları yük/yolcu ile yol ve hız durumuna göre olması gereken değerlere getirilip medya ekranından set edilmelidir.
  16. Kırcalı liked bir konuya yazdı : by silvershadow in İç mekan detaylar Golf R   
    İç mekan detaylar Golf R




  17. latissimusdorsi liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Bağımsız Süspansiyon ve Torsiyon Çubuklu Süspansiyon farkları   
    Yabancı kaynaklı bir yayın tarafından düzenlenen testlerde aynı hızlarda, aynı yol ve yük  koşullarında
    Viraj testi
    Bağımsız süspansiyon.

    Torsiyon çubuklu süspansiyon

    *******************************************************************************************************
    Frenleme testleri:
    Bağımsız süspansiyon

    Torsiyon çubuklu süspansiyon

  18. latissimusdorsi liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Boya Koruma Dayanma Süresi Nedir?   
    Estağfurullah Hocam;
    Araba sevdasının sonuçları bunlar.
    Siz de aynı sevdaya tutulursanız eğer..
    Nasıl ki aşık olduğunuz kızın yıllar sonra bile doğum gününü, ilk buluşma yerini, abisinin veya kardeşlerinin isimlerini hatırlıyorsak ve dahası unutamıyorsak; arabalar hakkindaki önemli vey önemsiz bütün bilgileri hatırınızda tutarsınız.
    Ama forumumuz bu bilgilerin tasnif edilmiş halde tutulması ve günden güne eklemelerle gelişmesini uçup gitmesini önlemek için var.
    Kendinizi gelistirmenize vesile oluyorsak ne mutlu bize.
  19. latissimusdorsi liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Boya Koruma Dayanma Süresi Nedir?   
    Boya Koruma Dayanma Süresi



    Değerli Hocam;
    Bu konu çok tartışmalı...
    Fakat "en iyi olanın dahi yaklaşık 20 yıkama olarak hesap edilmeli" diyen bu malzemelerin toptancısının sözünün doğruluğuna itimat ediyorum.
    Bu yıkamaların toplamında sıvı cila veya wax ile her defasında boya koruma güçlendirilirse 1 Yıl belki...
    Kaput koruma sadece yolculuklarınız şehirler arası olacaksa ve "tam boy" olmak kaydıyla.
    Ben hepten karşıyım ama su lekesi dahi kalan açık renk koltuklarınız varsa koltuk koruma gerekli... Aksi halde lüzumu yok..
    Boya koruma denilen malzeme daha sert koşullara dayanması için tasarlanan kaplamaya sahip alaşım jantlar için tamamen gereksiz. kaportayla aynı malzeme kullanılır boya koruma anlamında...
    Motor koruma büyüklere masallardan sonuncusu...
    Önemli olan malzeme kalitesi kadar uygulama yapan ustalar...
    Mutlaka uygulama merkezini ziyaret edin...
    Benim önerim "acelem var ne kadar zamanda yapıp teslim edersiniz?" deyin... minimum 6-8 saat sürmeli ve ilk 3 gün kesinlikle su değmemeli. bir kaç saatte teslim ederiz derlerse size pasta  ve üzerine sıvı cila sürüp gönderecekler demektir.
    Kaç kişi çalışacak araç üzerinde görün... Benim 6 saat hesabım 2 kişi içindir.
    Cam lastikleri ve plastik aksam koruma bandıyla korunuyor mu bakın. Kullamıyorlarsa bu aksamınızda leke bırakırlar ve ömrü billah çıkmaz haberiniz olsun..
    Çaktırmadan uygulama pedlerini kontrol edin eğer eskilerse uzak durun...
    Uygulama yapanlara kaç yıldır çalıştıklarını sorun...
    Kullandıkları makineleri yüksek devirde ve büyük pedlerle uygularlarsa boyayı yakarlar uzak durun...
    Tüm bunlar olumluysa benim için sadece boya koruma önemli ve gerekli deyin...
    Eğer bunlar paket halinde bozamayız derlerse... ya da "diğerleri hediyemizdir" derlerse
    Ben haklıyım geri kalanlar beş para etmez göz boyamadır...  Eğer size sonax'ın ürünleriyle uygulama yapacaklarsa ve 450 TL'ye mal edeceklerse yaptırın derim...
    İnsan bir kere araba alır diyerek girdiğiniz bu yolda tıpkı evlenip düğün yaparken ütüldüğümüzdeki gibi "bir kere düğün oluyor" diyerek kesenin ağzını açık görüp heyecanımızı kötüye kullanmak isteyen saldırganlardan uzak durun derim ben...
  20. latissimusdorsi liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Far, gösterge ve piano black yüzeylerde çizik giderme   
    Detaylara dikkat eden kişiler için bu gösterge üzerindeki çizikler resmen zulüm...
    Çünkü her göstergeye baktığınızda cidden canınızı sıkabiliyor bu tip ayrıntılar.
    İşinize yaramasına mutlu oldum.
  21. onurmat liked bir konuya yazdı : by silvershadow in Golf 7 model yılına göre standart donanım listesine yapılan eklemeler   
    2012 kasım ayında teslimatları başlayan Golf 7'lerin  standart donanım listesinde eklemeler yapıldı.
     
    2013 modellerde
    *Highline'da Bi-Xenon Basic Farlar eklendi
    2014 modellerde
    *6 Haziran 2014 Golf R sipariş listesine eklendi
    * 2014 temmuzdan sonra yeni donanım seviyesi "bluemotion" sipariş listesine eklendi. (Golf Bluemotion 1,6 TDI 6 ileri manuel 110 PS)
    *Highline'da Led stoplar
    *Highline'da Led plaka aydınlatmaları
    * Highline'da elektrikli katlanır yan aynalar
    * Comfortline ve Highline'da Led iç aydınlatmalar
     
    2015 modellerde:
    *Ocak Ayında ACT motorda Euro 6 standardına geçilerek 150 Beygir oldu
    * Highline'da renkli ekranlı çok fonksiyonlu yol bilgisayarı
    * (Haziran sonrası 2016 model şasi ile birlikte ) 6.5" ekranlı composition media
    * Tüm modellerde Euro 6 motor
     
    2016 Modellerde: 
    * Cam tavanlı modellerde (sadece görünüş işlevli) shark anten
    * (Geri görüş ile dynaudio alanlarda ) App Connect hazırlığı
    *Opsiyon listesine R-Line paket eklendi
    *Günbatımı kırmızı sipariş listesi renklerinden çıkartıldı ve Oryx beyazı eklendi
    *Yeni jant seçenekleri eklendi.
    *Allstar özel donanım seviyesi eklendi. (25 Şubat)
    *Bluemotion donanım seviyesi üretimden kaldırıldı.(22. hafta Haziran )
    *GTI donanım seviyesi üretimden kaldırıldı.(15.09.2015 )
    * Comfortline donanımında ocak ayından itibaren connectivity package denen bluetooth bağlantısı ve USB bağlantısı ile ön ve arka park sensörlerine bağlı park pilot  eklendi. 
    *Midline Plus donanım seviyesine Bluetooth telefon bağlantısı ile çok fonksiyonlu direksiyon eklendi.
    22. Haftadan itibaren: (2017 şasi ile)
    * Çerçevesiz, daha geniş ve pusula özelliği eklenmiş dikiz aynası
    * Daha detaylı arayüze (sportif kullanım ve anlık verileri detaylı gösteren) sahip yol bilgisayarı
    *torpido kilidi kaldırıldı.
    *App-connect donanım olarak sipariş listesine eklendi.
    * R-Line interior ve exterior paketler donanım listesine eklendi.
    * Tüm donanım seviyelerine işlevi bulunayan yalnızca  görsel amaçlı shark anten eklendi.
    * 45. Haftadan itibaren 
    (Opak) siyah renk seçeneği ile 18" Durban jantlar üretimden kalktı.
    * Marseille ve Salvador jantlar bundan böyle sipariş verilebilecek. (Kasım 2016)
                                                                                                                              
    * Makyajlı Golf Wolfsburg'da tanıtıldı. 10 Kasım 2016
    Yeni 1.5 TSI motor, yeni Full Led farlar, 9.2 inch jest kontrollü medya ekranı ilk göze çarpanlar
                                                                                                                                           
     
     
     
     
    2017 modellerde ocak ayından itibaren üretimine başlanan makyajlı Golfler Mart ayindan itibaren bayilerde satışa başlandı. Bu modeldeki farklılıklar alttaki linktedir.
     
     
×
×
  • Yeni Oluştur...